gurkan.altmisdort @ havadis.at

Bugün itibarıyla Avusturya’da 14 yaşından küçük kız çocuklarının okullarda başörtüsü takmasını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Artık bu konu bir seçim vaadi, siyasi tartışma ya da “olur mu, olmaz mı?” meselesi değil. Yasa yürürlükte.

Ben bugün siyasetçilere olduğu kadar bize de seslenmek istiyorum.

Oturduğu makamda başını kuma gömenlere…

Kendi işi aksamasın, çevresiyle arası bozulmasın, birilerinin gözüne batmasın diye hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davrananlara…

Seçim döneminde Türklerin ve Müslümanların haklarından söz edip bugün sessizliğe bürünen siyasetçilere…

Ve sözüm ona toplumu yönlendiren kanaat önderlerine…

Neredesiniz?

Sözde basın kuruluşları, gazeteci meslektaşlarım…

Siz orada mısınız?

Yoksa siyasi partilerden aldığınız reklamlar, sponsorluklar veya kurduğunuz ilişkiler mi bugün iki kelime söylemenize engel oluyor?

Bu soruyu yalnızca başkalarına da sormuyorum.

Sen kardeşim… Sana da soruyorum.

Bugün kendi hesabında bu konuyla ilgili tek bir paylaşım yaptın mı?

Türkiye siyasetiyle ilgili saatlerce tartışıyor, kilometrelerce ötede yaşanan bir siyasi gelişme hakkında peş peşe paylaşımlar yapıyoruz. Peki yıllardır yaşadığımız, çalıştığımız, vergimizi verdiğimiz ülkede çocuklarımızı doğrudan ilgilendiren böyle bir mesele hakkında söyleyecek gerçekten hiçbir sözümüz yok mu?

Katılmak zorunda değilsin.

Benim gibi düşünmek zorunda da değilsin.

Ama bir fikrin yok mu?

Bir soru sormak istemiyor musun?

“Bu doğru mu?” demek bile mi bu kadar zor?

Hani birlikten güç doğardı?

Hani söz konusu manevi değerlerimiz olduğunda birdik?

Hani birbirimizin hakkına, hukukuna sahip çıkacaktık?

Ne oldu bize?

Bu kadar mı dünya işleriyle meşgul olduk?

İşimiz bozulmasın, müşterimiz kaçmasın, siyasi çevremiz darılmasın, makamımız sarsılmasın diye konuşamaz hâle mi geldik?

Bu kadar mı cesaretimizi kaybettik?

Üstelik burada mesele bir çocuğun başörtüsü takmasının doğru olup olmadığı tartışmasından çok daha büyük.

Bir çocuğun başörtüsü takmaya zorlanmasına karşı çıkmak ne kadar mümkün ve gerekliyse, kendi iradesiyle takmak isteyen bir çocuğa devletin ne ölçüde müdahale edebileceğini sorgulamak da o kadar meşrudur. IGGÖ de hem başörtüsü takmaya zorlamaya hem de devlet tarafından takılmasının yasaklanmasına karşı olduğunu söylüyor.

Bugün senden sokağa çıkmanı istemiyorum.

Kavga etmeni istemiyorum.

Benim düşündüğüm gibi düşünmeni de istemiyorum.

Sadece susmamanı istiyorum.

Çünkü hak dediğimiz şey yalnızca bizim başımıza geldiğinde hatırlanacak bir kavram değildir.

Bugün başkasının çocuğunun meselesi diye sustuğun şey, yarın senin çocuğunun meselesi olabilir.

O yüzden bir kez daha soruyorum:

Seçim zamanı kapımızı çalan siyasetçiler…

Topluma yön verdiğini söyleyen kanaat önderleri…

Basın mensubu arkadaşlarım…

Ve sen kardeşim…

Neredesiniz?

Hani birlikten güç doğardı?

Yoksa gerçekten bu kadar mı sustuk?

 

Bugün itibarıyla yürürlükte: Avusturya’da 14 yaş altı kız öğrencilere başörtüsü yasağı