Her yaz milyonlarca gurbetçi, yıllık izinlerini geçirmek için Türkiye’ye akın ediyor. Kimisi köyünün toprak yollarında yürümek, kimisi baba ocağında hasret gidermek, kimisi de sadece memleket havasını içine çekmek için binlerce kilometre yol yapıyor. Ama tatil bittiğinde, Kapıkule’den başlayan dönüş yolculuğu bir bayram coşkusundan çok, hüzünlü bir vedayı andırıyor.
Bu hüzün dolu yolculuk, Türkiye’de kimi zaman hafife alınıyor. “Madem bu kadar özlüyorsun, gel burada yaşa” ya da “Oradaki hayatını beğenmiyorsan dön Türkiye’ye” gibi küçümseyici sözlerle gurbetçilerin duyguları değersizleştiriliyor. Oysa gurbetçi olmak, iki dünya arasında sıkışıp kalmak demek: Orada çalışıp emek vermek, burada hasret gidermek…
İnsan yanında olanın kıymetini bilmezmiş. Hasret kalmak gerekmiş, özlemek gerekmiş; toprağı, bayrağı, vatanı… Gurbetçi siyasi hesapla bakmaz memleketine. Vatana olan bağlılığını üç beş euro ile ölçmez. O yüzden kimi esnafın kendisine iki misli fiyat çekmesine aldırmaz. Çünkü onun sevgisi menfaatten, çıkar hesabından bağımsızdır. Gurbetçi için vatan toprağı pazarlık yapılacak bir değer değil, uğrunda gözyaşı dökülecek bir sevgidir.
Unutulmasın ki gurbetçiler yalnızca tatil için değil, vefa için geliyorlar. Dünyanın dört bir yanında tatil yapma imkânları varken yine Türkiye’yi tercih ediyor, parasını burada harcıyor, düğününü burada yapıyor, alışverişini buradan yapıyor. Sırf özleminden değil, ülkesine bir nebze katkı sunabilmek için de geliyor.
Kimi zaman şu önyargıyla karşılaşıyorlar: “Euro güçlü, o yüzden burada rahat ediyorlar.” Oysa hatırlamak gerek, Euro Türk Lirası karşısında bugünkü gibi değerli değilken de gurbetçiler Türkiye’ye geliyordu. Çünkü mesele para değil; mesele köy çeşmesinden içilen bir bardak suyun tadı, anne kucağının sıcaklığı, memleket toprağının kokusu.
Gurbetçi olmak kolay mı? Sırf yurt dışında yaşıyor diye insan özlem duymasın mı? Bir sınır kapısında ardına bakarken gözleri dolmasın mı? İçinde taşıdığı duyguyu dile getirdiğinde küçümsenmesi mi gerekiyor?
Gurbetçiler kırgın… Çünkü onların özlemi çoğu kez alayla karşılanıyor. Oysa bu özlem, hepimizin ortak duygusu. Onlar, vatanına sevgisini kilometrelerce öteden taşıyan, özlemiyle büyüyen insanlar. Onların gözyaşı, aslında bu topraklara duyulan sevginin en saf hali.
Gürkan Altmışdört

