muammer.kelesoglu @ yahoo.com

Değerli dostlar. Amerika'nın devlet başkanı Donald Trump Amerika'da 2. kez yeniden başkan olarak seçildikten sonra Ukrayna-Rusya savaşını kastederek ''ben olsaydım bu savaşlar olmazdı, savaşlara son vereceğim'' demiş, ancak daha sonra ise Kanada ülkesini ve Danimarka krallığına bağlı ve dünyanın en büyük adası olan Grönland adasını ülkesine katacağını açıklamış ve bütün dünyanın tepkisini çekmişti. Trump daha sonra Panama kanalının haritadaki adını değiştirmiş ve kanalın adını Amerika Kanalı olarak koymuştur. Trump bununla da kalmamış başta Avrupa, Çin ve diğer ülkelerden Amerika'ya gelen mallara aşırı gümrük vergisi uygulayacağını duyurmuş, Avrupa'yı bile ekonomik krize itmiş ve Ukrayna'nın yeraltındaki bütün özel madenlerine savaş tazminatı olarak zorla el koymuştur. Trump yarın aynısını Irak ve Ukrayna'ya yaptığı gibi Suriye ve İsrail'e de yapacaktır.

Trump, Ortadoğu'da yeralan zengin Arap ülkelerinden tek tek, toplam 3,5 Trilyon Dolar haraç almış, Esad kaçtıktan sonra Suriye'ye kendi yörüngesinde çalışacak bir adam ve yönetim atamış, İsrail tarafından Gazze'de onbinlerce insanın öldürülmesine izin vermiş ve göz yummuştur. Gazze sahillerine maşası Netanyahu ile birlikte el koyacağını ve oraya gökdelenler dikeceğini, tatil köyleri yapacağını, Filistin halkını başka ülkelere göçe zorlayacağını açıklamıştır. Son olarak ise Netanyahu'ya arka çıkarak İsrail'i İran'a saldırtmış, Ortadoğu ve Arap Yarımadasını cehenneme çevirmiştir. Amerika ve İsrail'in esas maksadı İran'daki molla rejiminin değişmesi yada nükleer santraller değil, emperyalist ve küresel güçlerin İran'daki zengin petrol ve doğalgaz yataklarıdır. Herkes şunu çok iyi bilmektedir ki, şayet İran savaşı kaybederse (BOP projesi gereği) Amerika'nın desteği ile İsrail'in bundan sonra saldıracağı ülke Türkiye olacaktır. Dün akşam bir İsrail Televizyon kanalı ''finali Türkiye ile oynayacağız, Ortadoğu'da haritalar değişecek'' deme saçmalığını ve cesaretini gösterebilmiştir. Elbette ki Türkiye ve Türk milleti bu tahriklere gelmeyecek kadar uyanıktır ve devletimiz mutlaka gerekli önlemleri almıştır. Böyle bir şey en başta Netanyahu ve İsrail'in sonu olacağını herkes bilmektedir.

Netanyahu Amerika ve küresel güçlerin talebi üzerine 6 gün önce İran'a karşı savaş başlatarak hem İsrail devletini ve hem de İsrail halkını yüzyıllarca unutulmayacak bir felakete sürüklemektedir. Aslında İsrail'de Netanyahu'nun arkasında duran bir millet de yoktur. İsrail, Ortadoğu ve Arap yarımadasında Emperyalist güçlerin jandarmalığını ve buradaki petrollerin bekçiliğini yapması için tahsis edilmiş topraklarda kurulmuş, İsrail artık dünyadaki bütün insanlar tarafından ''Soykırımcı ve Bebek katili'' olarak bilinmektedir. İsrail halkı bile artık bunu görmektedir. İsrail 2.dünya savaşından sonra dünyanın çeşitli ülkelerinden özellikle, Rusya, Polonya, Almanya ve başka ülkelerden göç edenlerle kurulmuştur. İsrail devleti, öyle ya da böyle Filistin halkının elinden alınmış topraklara yerleştirilmiş toplama insanlardan oluşmaktadır. İsrail kurulurken İsrail'e gelen insanlara bir cennet vaad edilmiş, ancak bugün İsrail ve halkı savaşlar nedeniyle bir cehennemi yaşamaktadır.

İran, İsrail'i bombaladıkça İsrail halkı nefret içerisinde sığınaklara kaçmaktadır. Gazze savaşı başladığından bugüne kadar bir milyon İsrail'linin ülkesini terkettiği bilinmektedir. Savaş nedeniyle İsrail'den kaçan insanlar indikleri havaalanlarında orada bulunan insanlar tarafından yuhalanmakta ve protesto edilmektedir. Son haberlere göre ise İsrail vatandaşlarının yurt dışına çıkmalarını yasaklamıştır. Oysa ki İran halkı güçlü ve Türk kökenli kadim bir milletir. Söz konusu vatan olunca dışarıdan gelecek olan tehditlere karşı birleşmesini çok iyi bilirler. Amerika ve İsrail İran halkını rejime karşı kışkırttığı halde bunu başaramamıştır.

İsrail ve şu andaki yönetimi Amerika ve sömürgeci emperyalistlerin maşalığını yapmakta, Amerikanın verdiği bomba ve silahlarla Filistin ve Gazze halkına yaptığı soykırımlar nedeniyle tüm dünyanın nefretini kazanmıştır. İsrail, Gazze'de yıllardır öldürdüğü bebeklerin, çocukların, yaşlı, hasta, hamile ve engelli insanların suçunu yüzyıllarca üzerinde taşıyacaktır. Ve yaptığı bu soykırımlar asla unutulmayacaktır. Çünkü İsrail yönetimi ve Netanyahu hem kendi halkını ve hem de ülkesini Amerikaya teslim etmiş ve Ortadoğu halkına cehennemi yaşatmaktadır. İkinci dünya harbinin çıkma sebeplerinden birisi de aynı bugünkü gibi emperyalist ülkelerin ekonomik krizler yaşaması ve bu nedenlerle sömürülecek ülkeler aramasından kaynaklanmıştır.

İsrail-Gazze savaşı çıktığı ilk günlerde Gazze lehine ve İsrail aleyhine yapılacak protesto gösterilerine bile izin vermeyen bazı Avrupa ülkeleri artık yavaş yavaş uyanmakta ve İsrail'in Gazze'de katlettiği bebekleri ve insanları canlı canlı izlemekte, İsrail'in yaptığı soykırımları görmekte ve sessizliklerini bozmaktadır. Artık çoğu Avrupa devletleri bile Amerika'nın elinden ve yörüngesinden kurtulmaya çalışmaktadır. Aslında hepimizin çektiği ekonomik sıkıntıların, fakirliğin ve yoksulluğun nedeni Emperyalist ülkelerin sömürecek ülke arayışları ve bu nedenlerle çıkarttığı savaşların, soykırımların hepsi Amerika ve sömürgeci ülkelerin doyumsuzluğudur. Bunun acısını da bütün dünya olarak hep birlikte çekmekteyiz.

Keza; Amerika, CIA odalarında yetiştirdiği Zelensky vasıtasıyla Ukrayna'ya el koymuş, şimdi de uzaktan kumandalı maşası Netanyahu vasıtasıyla'da Arap petrollerine, İran Petrollerine ve daha sonra da Orta Asya'daki Türk devletlerinin doğalgaz ve petrollerine el koymayı planlamaktadır. Rusya'ya 40 yıldır ambargo uygulayan Amerika'nın esas hedefi Ortadoğu ve İran'dan sonra ÇİN'i parçalayıp, ele geçirmektir. Zamanında Amerikan gemileri (6.Filo) Akdeniz'de park edecek liman bulamazken, taviz vere vere artık bugün Akdeniz ve Ege denizi Amerika'nın gölü haline dönüşmüştür.Amerika her tarafımızı askeri üslerle ve uçak gemileri ile kuşatmıştır. Amerika'nın sözüne ve dostluğuna güven olmaz, adamı ortada bırakır. Aynı Zelensky gibi ortada kalırsınız. Menfaati olduğunda ya da kendisine karşı gelindiğinde iç savaş çıkartır, saldırır, böler, parçalar ve istediği gibi yönetir.

Bölgemizde İnsanlar ölüyor, ülkeler parçalanıyor, devletlerin yönetimi el değiştiriyor, dünyamız cehennemi yaşıyor ve bu gidişe hiç kimse dur diyemiyor. Dünyanın çivisi çıkmış, ne Birleşmiş Milletler, ne Ceza mahkemeleri ne de diğer kuruluşların hiç bir etkisi kalmamıştır. Dünya artık uyanmalı, savaşlara, soykırımlara ve ölümlere izin verilmemelidir. Türkiye de bakkalcılığı, manavcılığı ve Avrupa'nın ucuz iş gücü potansiyeli olmayı bırakıp savunmasını güçlendirmeli, bölgemizde meydana gelen savaşlardan ders çıkartmalıdır. Son söz; Su uyur, düşman uyumaz.!

Sevgi ve saygılarımla. Viyana. 18.06.2025. mk.