muammer.kelesoglu @ yahoo.com

Değerli dostlar. Son yıllarda bazı kesimlerce ısrarla ''Türk toplumunun örf, adet ve gelenekleri ile aile yapısı nasıl bozulur'' diye gizli ve sinsi bir çalışma yürütüldüğünü kaygı ile izlemekteyim. Hatırlarsanız özellikle Türkiye'de özel televizyon kanallarının yayına başlaması, insanların internet ve cep telefonlarına kavuşmasından sonra toplum papatya gibi açılmaya, saçılmaya ve çoğu ailelerin gizli-saklı her şeyi ortaya dökülmeye başlamıştı. Hele hele bir de gece saat 24'den sonra yayınlanan bazı televizyon programları ve bozuk ilişkilerin yayınlandığı gündüz programları da başlayınca toplumda kadın- erkek ve genç- yaşlı insanımızın ne kadar bozulduğu, düzensiz ilişkşilere bulaştıkları ve birbirlerini aldattıkları ortaya dökülmüştür.

Tabii ki bu arada insanların işledikleri ahlak dışı bazı kanunsuz ve üzücü olaylar da meydana gelmiştir. Bırakın şehirlerimizi taa köylerde bile ortaya çıktığı görülen ve günümüzde halen devam eden bu kötü ve bozuk ilişkileri TV kanallarında gördükçe, son günlerde patlak veren kadın ve çocuk cinayetlerini, kanlı okul saldırılarını, mafyalaşmayı, silahlı soygun olaylarını görmek kaçınılmaz olmuştur. Bütün bunlarda Türk TV dizilerindeki bol silahlı, kavgalı, şiddet içerikli, cinayetli, birbirini aldatan kadın-erkek ilişkileri ve bunları yapan ve mafyalaşan insanların toplum içerisinde ortaya çıkmasında çok etkili olmuştur. Israrla bu tür dizileri örnek alan, dizilerdeki oyuncuları rol model olarak gören ve benimseyen, kendisini dizilerdeki oyuncuların yerine koyan, onlar gibi giyinen, onlar gibi konuşan, davranan ve hayal aleminde yaşayan bir nesil yetiştirildi. Çünkü artık şiddet içermeyen diziler izlenmiyor, reyting yapmıyordu. Yemek programlarında ve eğlence prorogramlarında bile reytin için yönetmeler tarafından oyuncuların birbirlerine hakaret etmesi, göstermelik de olsa birbirleriyle kavga etmesi isteniyordu.

Artık insanlarımız hayretler içirisinde birbirlerine ''eskiden böyle şeyler olmazdı, eskiden böyle şeyler görmezdik, duymazdık'' demeye başlamıştır. Bugün, son yıllarda ortaya çıkan ve Türk TV kanallarında yayınlanan suç çeşitlerini ve sayılarını burada paylaşmayacağım ama üzerinde özellikle durmak istediğim bir konu var ki o da çocuklarımızı bu kötü gidişattan nasıl koruruz, nasıl kurtarırız ve neler yapmalıyız, ondan bahsedeceğim. Çünkü bu konuyu yazmak ve görüş bildirmek için illa ki köşe yazarı, psikolog veya eğitmen olmaya gerek bulunmamaktadır. Herkes bilgisini, tecrübesini ve görüşlerini bildirebilmeli ve hatta geleceğimiz olan çocuklarımız için elini taşın altına koymalı ve tepkisini göstermelidir diye düşünüyorum. Yoksa daha çok silahlı okul baskınları, öldürülen masum çocukları ve birbirini aldatan insanları görmeye devam ederiz. Biliyorum, anne ve baba olmak kolay değil, hem çalışacaksınız ve hem de en iyi şekilde çocuk yetiştirmeye çalışacaksınız. Yıllarca kendiniz de karşılaşacağınız çeşitli sağlık sorunları, maddi, manevi, iş yeri ve çevre sorunları ile uğraşırken bir de bu arada çocuklarınızı da en iyi şekilde yetiştirmeye çalışacak ve çocuklarınıza da zaman ayırmanız gerekecektir. Elbette ki çocuklar sadece anneye ait değildir ve çocukların geleceği için bu sorumlulukları eşinizin de paylaşması çok önemlidir. Öncelikle unutmayınız ki hem kendinizin ve hem de çocuklarınızın geleceği için onların -doğumundan itibaren- hayatınız süresince sorumluluğunuzun bitmeyeceğini bilmenizi isterim.

Çocuklarımız ilkokula başlayana kadar, yani 7 yaşına kadar anne/baba varsa kardeş/ dede/ nine/ akraba çocukları arasında sevgi, şefkat ve ilgi ile büyür ve onları tanır. Bu arada anne ve baba çocuğu, çocuk da anne ve babası ile akrabalarını tanır. Çocuk ilkokula başladıktan sonra okulda öğretmeni ve sınıf arkadaşları ile tanışır. Artık hayatı, sayı saymayı, okumayı, yazmayı, alfabeyi, paylaşmayı, sorumluluğu, ev ödevini yapmayı, zamanında okula gidip-gelmeyi, başkasının söylemesine gerek kalmadan derslerini zamanında yapmayı, kendisine faydalı ve zararlı şeyleri ve kendisi için gerekli yeni şeyleri öğrenmeye başlar. Anne ve baba da çocuğunun gelişmesini ve bu yazdıklarımı yapıp-yapmadığını veya yapamadığını takip eder. Gerekirse bu konuda yardımcı olur, önlem alır ve çocuğunu destekler. Elbette ki çocuğun sağlık ve eğitim hayatı varsa da, çocuk okul hayatına başladıktan sonra karşılaşacağı bazı olumlu ve olumsuz konular da olacaktır. Örneğin; çocuğun okul, sınıf ve çevre arkadaşlarını seçerken anne ve babanın da çok dikkatli olması gerekecektir. Çocuğunuzu kötü arkadaşlarından koruyun. Her anne ve babaya bu konuda çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Şunu unutmamak gerekir ki, 18 yaşını bitirene kadar çocuğun velayeti ve hukuki her sorumluluğu anne ve babaya aittir. Ayrıca çocuğun psikolojik ve kişilik yapısı ile cinsiyet eğilimi sürekli olarak izlenmeli ve gerekirse bu konularda uzmanlardan destek alınmalıdır.

Yani çocuğun yaptığı ve işlediği suçlardan anne ve baba da sorumludur. Bu konuda anne ve babalar da her türlü tedbiri almakla görevlidir. Çocuğun ne yaptığını, kimlerle görüştüğünü, konuştuğunu, nereye gittiğini, gittiği yerlerde neler yaptığını, ne zaman döneceğini, eve nasıl geri döneceğini, arkadaşlarının ailesini sorgulamalı ve bunları izlemelidir. Bu arada anne ve babalar çocukların yaşına göre ihtiyaçlarını tespit etmeli, planlamalı, önem vermeli ve hazırlamalı, çocuğa güven vermeli, soru ve meraklarına doğru cevaplar verilmeli, merak ettiği soruları kesilmemeli, çocukla iyi bir iletişim kurmalı, varsa çocuğun cep telefonunu ve bilgisayarını kontrol etmeli, akşamları herkes yattıktan sonra çocuğun kendi odasında cep telefonu ile yatmasına izin verilmemeli (kötü insanlarla görüşüyor veya kötü sitelere giriyor olabilir) Çocuklarınız sizden habersiz tehlikeli ve şiddet içeren oyunlara girebilir. Şiddet içeren oyunları yasaklayınız. Güvenmek iyidir ama kontrol daha iyidir. Çocuğunuzun cep telefonunda şidder içeren oyunlar varsa silin ve bunun nedenini örneklerler vererek çocuğunuza anlatın. Çocuk okuldan geldikten sonra hergün çantasını birlikte temizleyin ve düzenlenleyin. Çocuğun defterlerinin içerisindeki yazılar, resimler ve düşünceler çocuğun derslere olan ilgisini ve onun psikolojisini de ortaya koyar. Çocuğunuzu iyi ve güzel ortamlarda, çalışkan ve terbiyeli çocuklarla arkadaşlık yapması için gerekli önlemleri alın. Çocuğunuza sakın şiddet uygulamayın ve kötü söz söylemeyin, çocuklar kendisine yapılan iyilik ve kötülükleri asla unutmazlar. Eğitimin içerisinde elbetteki ceza da vardır ama bu şiddetle olmamalı, çocuğun sevdiği bir şeyi bir süre engelleyerek bu ona hissettirilmelidir.

Çocuğunuza her zaman destek olun, onun önemli ve değerli olduğunu, bazı küçük hatalar yapabileceğini, bunlardan ders çıkartabileceğini, her zaman yanında olduğunuzu, onu her zaman destekleyeceğinizi, okulda, sınıfta ve çevresinde karşılaştığı sorun varsa, şikayet ve isteklerini çekinmeden anlatmasını söyleyiniz. Eskiden çocuk ailenin aynasıdır derlerdi, şimdi ise artık çocuk toplumun bir aynasıdır durumuna gelmiştir. Anne ve baba olarak kendimizi de sorgulamalı, çocuklarımıza daha fazla zaman ayırmalı, geleceğimiz olan çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmeli, çocuklarımızı hastanede, hapishanede veya genç yaşta mezarda görmek istemiyorsak onlarla daha fazla ilgilenmeliyiz. Televizyon kanalları reyting uğruna toplumu bir felakete sürüklemektedir, buna devlet olarak da, millet olarak da izin vermemeliyiz. Unutmayınız suçlu çocuk yoktur, ihmal edilmiş, aldatılmış veya suça itilmiş çocuk vardır. Hiç bir çocuk dünyaya ''Suçlu'' olarak gelmez. Çocuklar genellikle anne ve babanın işlerinin yoğun olduğu, hasta olduğu veya onlara zaman ayıramadığı günlerde hata yapar ve suça bulaşırlar..Bu yazımla hiç kimseyi suçlamak istemiyorum. Sadece çocuğu olan veya ileride çocuk sahibi olmayı düşünen genç anne ve babalara tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Tüm anne ve babalara kolay gelsin, sizlere sabır, çocuklarınıza da iyi bir gelecek diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

Viyana.20.04.2026. mk.