muammer.kelesoglu @ yahoo.com

Değerli dostlar. Bugün 19 Temmuz ve günlerden Pazar. Bugün sizlere hoş bir vakit geçireceğinizi umduğum, bazen kafamıza takılan bazı ilginç bilgilerden bir demet sunmak istiyorum.

Gemi kaptanları gemide nikah kıyabilir mi? HAYIR.

Gemi kaptanları geminin her şeyinden sorumludur ama gemide resmi nikah kıyamazlar.

Örneğin; İstediği kişiyi gemiye alır, istemediğini almaz, gemiden çıkartabilir, gerekirse tutuklatabilir, gemide gözaltına alabilir ancak gemide nikah kıyamaz yani evlenme işlemi yapamaz. Sadece göstermelik olarak bir hatıra hikahı kıyabilir. Çünkü; Türk kanun ve yönetmeliklerine göre nikah kıyma işlemi belediye başkanlarına veya belediye başkanının yetkilendirdiği memurlara verilmiştir. Yurt dışında ise sadece anlaşmalı bazı ülkelerde (örneğin; Almanya) Büyükelçilikler veya Başkonsolosluklarımıza bu yetki verilmiştir. Ancak; Avusturya' daki konsolosluklarımız nikah kıyamaz, evlenme cüzdanı veremez. (Evlenme cüzdanını nikahı kıyan makam verir) Avusturya'daki Konsolosluklarımız sadece evlenme izin belgelerini tanzim edebilir, resmi nikah Avusturya makamlarında kıyılır. Çünkü Avusturya ile bu konuda bir anlaşmamız yoktur. Gemi kaptanlarının kıydığı nikah ancak flimlerde olur. Nikahtan sonra gemide düğün, gösteri veya eğlence düzenlenebilir. Bununla birlikte gemi kaptanları uluslararası sularda gemide meydana gelen her türlü doğum, ölüm, kaza, yangın ve gemide meydana gelen diğer önemli olaylar hakkında tutanak tutar ve bunları jurnal defterine kaydeder. Kaptan bu tür olayları geminin ulaştığı yerde, karadaki yetkili makamlara bildirmekle sorumludur.

Uçaklar uçarken neden arkalarında beyaz iz bırakır.? Çoğumuz bu beyaz izin uçağın motorundan çıkan duman olduğunu sanırız. Aslında bu beyaz iz soğuk havalarda ağzımızdan çıkan buhar gibidir. Yani uçaklar çok yüksekten uçarlar ve uçtukları yerde hava çok soğuktur. Uçağın motoruna giren soğuk hava ısınarak su buharı haline gelir. Su buharı motorun arka bölümündeki egzoz gibi yerden çok soğuk havaya geçer. Kendini bir anda soğuk havada bulan su damlacıkları buz halini alır ve uçağın arkasında beyaz bir iz bırakır. Bizlerin gördüğü iz böyle oluşur. Türbülans nedir? Türbülans, uçağın uçmasına yardımcı olan hava akışının bozulması nedeniyle, uçağıın sallanması ve dengesini kaybetmesi anlamına gelir. Ayrıca türbülans, hava cebi olarak da tanımlanabilir ve uçağın ani olarak bir miktar irtifa kaybetmesine neden olur. Türbülansa girmek, uçağın uçuş esnasında bozuk hava akımına kapılması demektir. Türbülans boyunca uçak sallanıp, titreyebilir. Bazı türbülanslar şiddetli, bazıları ise çok hafif geçer. Bu durumda emniyet kemeri takmak çok önemlidir. Çünkü türbülans sizi savurabilir. Türbülans uçağı düşürmez, çünkü uçaklar her türlü türbülansa göre dayanacak bir şekilde tasarlanmıştır.

Pilotlar uçak kullanırken neden aynı yemeği yemezler? Pilotlar uçağı kullanırken aynı menüden yemek yemezler, ayrı ayrı yemeklerden yerler. Bunun sebebi ise; herhangi bir yemek ve gıda zehirlenmesine karşı önlem alınmış olmasıdır. Uçak pencerelerinin hemen altında neden küçük bir delik vardır? Bu küçük delik havalandırma deliğidir ve havayı ılık tutmasının yanında üşümemeniz için uçağın içindeki hava basıncını düzenler, oksijen almanızı sağlar. Ayrıca basıncın camı kırmasını önler. Her uçakta sol kanatta kırmızı ışık, sağ kanatta ise yeşil ışık vardır. Böylece pilotlar hangi istikamete doğru gittiğini anlarlar. Uçaklarda, otomobillerdeki gibi bir vites veya şanzıman sistemi bulunmaz, Motorların tekerleklerle doğrudan mekanik bir bağlantısı da yoktur. Bunun yerine 'Push Back' araçlarının itmesiyle geriye doğru gidebilirler. Uçaklarda da aynı arabalardaki gibi pedal sistemi bulunur. Pedalın üst kısmı yerde fren yapmasına, alt kısmı ise yerde ve havada dönüş yapmasına yardım eder. Uçaklarda arabalardaki gibi korna bulunmaz. Sadece yerde iken görevlileri uyarmak için ön tekerlek yuvasında küçük bir korna bulunur. Uçaklarda yazlık-kışlık lastik ayırımı da yoktur, tüm yıl boyunca aynı tip dayanıklı lastik kullanılır.

Budistler neden turuncu renkli elbise giyerler? Budizm dışarıdan bakıldığı zaman sessizliği, huzuru, enerjiyi ve motivasyonu vurgular. Budistler turuncu rengin tüm bunları temsil ettiğine inanırlar. Budist rahipler inanışları gereği kendilerini dünya işlerinden arındırmış ve kendilerini yalnızca dinlerine adadıklarına inanırlar. Gösterişten uzak durduklarını da göstermek için saçlarını sıfır numaraya vurdurmakta veya kazıtmaktadırlar. Bütün 'Buda' heykelleri de bu nedenle saçsızdır. Dünyada 500 Milyon Budist olduğu söylenmektedir.

Galata Kulesi kim tarafından ve ne zaman yapılmıştır? Galata Kulesi ilk olarak Bizans İmparatoru Justinianos tarafından MS.507-508 yılları arasındda inşa edilmiiştir. Günümüzdeki kuleyi 1348-1349 yılları arasında Cenevizliler yeniden inşa etmiştir. Kule 1445-1446 yılları arasında yükseltilmiştir. 1500 'lü yıllarda depremden zarar görerek Mimar Murad bin Hayreddin tarafınan onarılmıştır. III.Selim döneminde kule onarıldıktan sonra üst katına bir cumba (eski binalardaki sokağa doğru kafes gibi olan çıkıntılı kısım) eklenir. 1841 yılında kule bir yangın daha geçirir. II.Mahmut kulenin üzerine 2 kat daha çıkar ve külah biçiminde olan ünlü dam örtüsüyle kulenin tepesi kapatılır. Kule son olarak 1967 yılına onarım görmüştür. Bu yıl (2021) da kısmi bir onarım yapılmıştır.

T.C. Denizaltı gemilerinde yaşam nasıldır? T.C. Denizaltı Gemilerinin özelliği nedir? Türk Deniz Kuvvetleri'nde her denizaltının bir tabur statüsüne sahip olduğu deniz aracıdır. Denizaltıda herkese 'Komutanım' denmiyor. geminin tek komutanı var. Diğer personele “ikinci komutanım”, “başçarkçım” gibi üstlendikleri görevlerle hitap ediliyor. İkinci komutan ve başçarkçı, komutanın en büyük yardımcıları, komutanla birlikte sadece onların yatakları şahsa özel ama aynı kamarada kalıyorlar. diğer personel içinse nöbetleşe kullanılan yataklar vardır, Vardiya nöbetine kalkanın yerine vardiyadan dönen yatıyor buna “sıcak yatak” deniyor. Denizaltı Gemilerinde en değerli şey 'Su' dur. Personel başı duş süresi toplam 3 dakikadır; 1 dakika ıslanma, 1 dakika sabunlanma, 1 dakika durulanmadır,. Elektronik cihazların buhar ve nemden zarar görme ihtimalini de göz önüne aldığınızda uzun seyirlerde duş sırası haftada ya da on günde bir geliyor. Kişisel temizlik ıslak mendillerle yapılıyor, kişi başı günlük su tüketiminin 12 litre olması askerliğin en önemli kuralını da altüst ediyor. Personel, seyirden saçlı-sakallı dönüyor. Her personelin günde 4 bin kalorilik besin tüketme istihkakı var. Diğer birliklere göre kalori oldukça yüksek zira güneş görmüyorlar. Yemekler gemide pişiyor, er ne yiyorsa komutan da onu yiyor. Sebze meyve çabuk bozulduğu için ilk hafta onlar tüketiliyor, geri kalan günlerde menü: konserve, dondurulmuş gıdalar ve kuru bakliyat. Günde ortalama 20 ekmek tüketiliyor, bu da kişi başı yarım ekmek demek. Karaciğer yağlanması en önemli meslek hastalığı, personelin kilosu ‘şişmanlık pişmanlıktır’ sloganlı bir panoda kontrol altında tutur.

Denizaltılarda güneşin doğuşu ve batışı anons ediliyor. Güneş batınca kırmızı ışıklı gece moduna geçiliyor. Gün sabah 05.30’da başlıyor, nöbeti olanlar bu saatte kalkıp kahvaltısını yapıyor ve 06.00’da nöbeti devralıyor. 6 saat vardiya, 6 saat serbest zaman dilimi var ama yemek yenilip uyunulacak, Kitap okunup eğlenilecek bu zaman diliminde kişinin görevleri arasındaki diğer işlerini de tamamlaması gerekiyor, gemi limandayken de vardiya usulü çalışılıyor. Her daim acil durumda gemiyi seyre kaldırabilecek şekilde personel kalır. Cumhuriyet döneminin ilk denizaltılarının isimlerini Atatürk koymuş: Atılay, Saldıray, Batıray, Yıldıray. Ay sınıfı bu gemilere daha sonra Doğanay ve Dolunay ekleniyor. Her gemi hizmet dışına ayrıldığında ismi başka bir denizaltıya veriliyor; Bir tek Dumlupınar gemisinin ismi kullanılmıyor çünkü; denizaltıcılık tarihimizde Dumlupınar ismini almış iki geminin ikisi de elim kazalara uğradıkları için ismen tekrar kullanılması halinde benzer bir kazaya davet çıkarılabileceğine inanılıyor. Bu isim de denizaltı filosunda bir iskelede yaşatılıyor.Gemide cep telefonu ve kösele ayakkabı yasak. Kösele yerine sessizlik için lastik ayakkabı giyiliyor, aynı nedenle tavla da oynanmıyor, bozuk para taşınamıyor, düşman gemiye yaklaşılırken konuşmak bile yasaklanıyor. Denizaltının subay salonunda komutanın oturduğu yerin dokunulmazlığı var, genelkurmay başkanı bile gelse oraya oturmuyor.

Sevgi ve saygılarımla.

Viyana. 19.07.2026. mk.