Değerli dostlar, son zamanlarda yurtiçinde ve yurtdışında meydana gelen bazı can sıkıcı olayları düşündüğümüz zaman ne yazık ki toplumun büyük bir kısmının- ne zaman ve hangi ara- bu durumlara düştüğünü görmek çok üzücü. Son olarak meydana gelen ve toplumsal olarak aldandığımızı gösteren AHBAP Derneği ve Haluk Levent olayı aklıma daha önce yaşanan buna benzer olayları da getirdi. Peki yalan sözlere ve şirin vaadlere neden bu kadar çabuk inanıyor, aldanıyor ve telafisi zor zararlara uğruyoruz.? Şimdi sizlere bu konuda bazı örnekler vermek istiyorum; 1) Geçmişte Avrupa'daki yüzbinlerce vatandaşımızın milyarlarca markını dolandıran, onları aileleri ile birlikte perişan eden, açlığa, sefalete, yoksulluğa sevk eden ve 2.504 yıl hapis cezası verilen ve halen Batman cezaevinde mahkum olarak bulunan nam-ı diğer Holdingc yöneticisi Jet Fadıl'a inananların yarattığı toplumsal deprem halen hafızalardadır. Peki, acaba yüzbinlerce vatandaşımız paralarını batıran bu insana neden ve nasıl bu kadar çok inanmış ve milyarlarca markını emanet etmiştir?
2) Yine, özellikle Avrupa'da yaşayan gurbetçi vatandaşlarımızdan bağış olarak topladığı 41 milyon euronun üzerindeki parayı Türkiye ve Pakistan'da yaşayan yardıma muhtaç insanlara göndereceğini vaad eden ama toplanan paranın büyük kısmının nereye gitiğine dair akıbeti bile belli olmayan, bu nedenle yöneticilerine Alman mahkemeleri tarafından çeşitli hapis cezası verilen Deniz Feneri derneğine bu kadar para gurbetçi vatandaşlarımız tarafından nasıl ve neden teslim edilmiştir? Vatandaşlarımız neden aldanmış veya aldatılmıştır.? 3) Gurbetçilerimizi yakından ilgilendiren ve gurbetçilerin büyük miktarlardaki parasını kaptırdığı diğer bir olay ise ''Offshore'' bankacılığıdır. Geçmiş yıllarda Avrupa'daki Türk toplumu içerisinde çok çabuk yayılan ve hesap sahibi kişinin yaşadığı ülkenin dışında kurulmuş bir banka ve hesap gizliliği olan, hiç vergi kesilmemesi nedeniyle yüksek faiz kazandıran bir hesap olması nedeniyle çok cazip görülen ama o dönemlerde kısa bir süre sonra batan bankacılık olayıdır. Bu konuda da vatandaşlarımız söylenen parlak sözlere ve yüksek faiz vaadlerine inanmış, kandırılmış, aldatılmış, dolandırılmış, paralar batırılmış ve perişan edilmiştir.
4) Türkiye'de son yıllarda özellikle futbol camiasında meydana gelen ve bazı kulüp yöneticilerinin, futbolcuların hatta bazı hakemlerin bile karıştığı utanç verici şike ve bahis olayları, şike yapan takımlar, ortaya çıkartılan skandal görüntüler, yasa dışı bahis reklamlarına karışan ilanlar ve ünlü iş adamları, yurtdışından yönetilen bahis şirketleri, Türkiye'den yurtdışına gizlice kaçırılan milyarlarca dolar ve Türk lirası, gözaltına alınan ve tutuklanan insanlar olmaktadır. 5) Millet olarak severek, inanarak ve hayranlıkla izlediğimiz, toz kondurmadığımız bazı gazeteci, televizyon spikerleri, sanatçı, şarkıcı, türkücü, dizi ve film oyuncuları, yönetici ve iş adamlarının uyuşturucu ve çarpık ilişkiler nedeniyle gözaltına alınmaları, tutuklanmaları ve mahkum olmaları toplumda hayal kırıklığı yaratmış, bu insanlara olan inançları sarsılmış, onlara olan sevgi, saygı ve güven duvarları yıkılmıştır. 6) Son yıllarda her nedense sık sık ve art arda meydana gelen ve özellikle şirin vaadlerine ve güzel sözlerine inandığımız, milletin oyları ile iş başına gelen belediyelerdeki başkan, başkan yardımcısı, belediye meclis üyesi ve diğer çalışanların ''suç örgütü yöneticiliği, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılı ve çarpık ilişkilerle'' suçlanmaları ve böyle suçlanan bazılarının futbol takımı değiştirir gibi parti değiştirerek suçlandıkları olaylardan ceza bile almadan kurtulması ve bu suçlarının örtbas edilmesinin sağlanması, insanlarda seçtiği politikacılara ve seçtiği partilere karşı olan inanç, sevgi, saygı ve güven duygularını yıkmakta, çoğu insanlar kendilerini aldatılmış olarak hissetmekte, siyasetçilere karşı olan inanç duygularını yitirmektedir.
7) Son aylarda meydana gelen AHBAP Derneği ve Haluk Levent olayı ise tüm milletimizin yardım ve bağış duygularını ve Türk toplumunu sarsan en derin olaylardan birisidir. Bilindiği üzere 4 defa hapis cezası almış ve hapis yatmış sıradan bir şarkıcıya adli sicil belgesi bile istenmeden dernek kurmasına ve vatandaşın bağış olarak verdiği büyük paraların çarçur edilmesine uzun bir süre sessiz kalınmış, 2023 Hatay depremi ile birlikte milyonlarca dolar bağış toplanmasına müsaade edilmiş, defalarca denetlendiği ve dernek hasabına para girişi kontrol edildiği halde bugünlere gelinmiştir. Bugün bir bankada 100 Euro bile havale yapılırken her türlü bilgi ve adres istendiği halde derneğe giren-çıkan paralar neden takip edilmemiş, hesap sorulmakta neden geç kalınmıştır.? Bu işin arkasında başka kimler vardır? Haluk Levent'in çok büyük paralarla kumar oynadığı, bağış ve yardım paralarını kumarda kaybettiği bilindiği halde, tam yurt dışına kaçmak üzere iken yakalanması beklenmiştir. Daha çok Kızılay ve AFAD'a alternatif olarak düşünenlerin desteklediği, milletimizin çok sevdiği, değer verdiği, sanatçı, yazar, şarkıcı, türkücü, sporcu, popçu, futbolcu, assololistlerin, megastarların, divaların bile büyük miktarlarda bağış yaptıkları bilinmektedir. O kadar ki milleti soyup soğana çeviren, toplanan bağış ve yardımlarla helikopter, deniz motoru aldığı bile söylenen Haluk Levent'in bir ara Hatay belediye başkanlığına hatta Cumhurbaşkanı adaylığına bile destek verenler, yardım yaptıkça coşuyordu, şimdi hepsi karizmayı kurtarmakla meşgul.!
Ahbap derneği üzerinden Türkiye'yi karanlık bir zemine çekmek isteyenlerin bile olduğu gözlenmektedir. Bu olay bana Rusya-Ukrayna savaşı başlamadan önce Ukrayna'da sıradan bir komedyen, bir tiyatro oyuncusu iken Amerika ve emperyalist güçler tarafından halkın gözünde şişire şişire yüceltilerek Cumhurbaşkanı görevine seçilmesini sağlayanların, sonunda Ukrayna-Rusya savaşını başlatan, yahudi asıllı, İsrail yanlısı maşa Zelensky'i hatırlatmaktadır. Zelensky'nin de ülkesini ve milletini ne hale getirdiği ortadadır. Ne Ukrayna kaldı, ne de milleti kaldı. Yani az kalsın kumarbaz Haluk Levent'in de desteklenerekj, halkın sevgisi ve sempatisini kullanarak bu yola doğru yönlendirildiği akla gelmiyor da değil. Kim bilir belki de bu olayın ortaya çıkması ile güzel ülkemiz bir uçurumun eşiğinden dönmüş de olabilir. Yazımın başındaki soruma geri dönmek istiyorum. Toplum olarak çoğunlukla acaba neden her şeye ve her söylenene çabuk inanıyor, çabuk aldanıyor ve sonunda hüsrana uğruyoruz.? Bunları yazmasak ve sorgulamasak çocuklarımıza ve torunlarımıza nasıl temiz bir ülke bırakabiliriz. ? Onu da ileriki günlerde kaleme almak istiyorum.
Sevgi ve saygılarmla.
Viyana. 10.08.2026. mk.

