Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Ofisi Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Sağlıklı Yaşam Program Yöneticisi Prof. Dr. Toker Ergüder, yaptığı açıklamada bulaşıcı olmayan hastalıkların yükünün, küresel ölçekte arttığını dile getirdi.

Prof. Dr. Ergüder, bulaşıcı olmayan hastalıkların yüksek sosyal ve ekonomik maliyetlerine bakıldığında Türkiye'deki yaşlı nüfusun beklenen artışıyla birlikte hükümetin "Bulaşıcı Olmayan Hastalıklara yönelik Türkiye'de Çok Sektörlü Eylem Planı"nı uygulamaya koyduğunu aktardı. 

Ergüder, şöyle devam etti:

"DSÖ Avrupa Bölge Ofisi uzmanları tarafından yazılan ve The Lancet dergisinde yayımlanan makale, Türkiye'nin tütün ve tuz tüketimini yüzde 30 ve fiziksel hareketsizliği yüzde 10 oranında azaltmayı hedefleyen tedbirlerin tahmini etkilerini hesaplamıştır. Bu analizde 2017'deki rakamlar incelenmiş ve hedeflere ulaşılsaydı ölüm sayılarında ne kadar bir azalma olacağı hesaplanmıştır. Mevcut kalite istatistiklerinin analizi yalnızca 2017'de dahi 20 bin 281 daha az ölümün gerçekleşmiş olacağını göstermektedir."

"Günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi gerekiyor"

Bu kanıta dayalı DSÖ Avrupa Bölge Ofisi yaklaşımının yalnızca Türkiye'nin bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik eylem planının olası etkilerini değerlendirmekle kalmadığını, kendilerine en etkili önlemleri bulma noktasında yardımcı olacağını dile getiren Ergüder, şunları kaydetti:

"Türkiye, Avrupa Bölgesi'ndeki diğer ülkeler gibi, 2030'a kadar bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranını üçte bir oranında azaltma yönündeki, sürdürülebilir kalkınma amaçları hedefine ulaşmak için çaba göstermektedir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin Avrupa Çalışma Programı 2020-2025 - 'Daha İyi Sağlık için Birleşik Eylem', bölgedeki bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik etkili müdahaleler konusunda teknik rehberlik yönündeki talebe dikkat çekmektedir."

Prof. Dr. Toker Ergüder, DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırmasının Türkiye'ye yönelik en önemli bulaşıcı olmayan hastalıklar risk faktörlerini bir öncelik sıralamasına yerleştirdiğini, bunları tuz alımı, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı, (yetersiz) meyve sebze tüketimi ve alkol tüketimi olarak belirlediğini anlattı.

"Tuz alımı ve fiziksel hareketsizlik üzerine nüfus düzeyinde gerçekleştirilen azaltmalar, Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranlarını azaltmaya yönelik büyük bir fırsat sunmaktadır. Bunun bir sonucu olarak önlenebilir ölümlerden yarısından fazlasının önüne geçilebilir." diyen Ergüder, sözlerini şöyle tamamladı:

"Diğer bir önemli sonuç ise günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi ihtiyacıdır. Meyve ve sebze tüketimi bulaşıcı olmayan hastalıklara yorulabilecek sağlık risklerini azaltabilecek kritik bir faktördür ve ulusal politikalar planlanırken bu konu ihmal edilmemelidir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırması, bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümleri azaltmak üzere en iyi uygulama örneklerini arayan diğer ülkeler için faydalıdır. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin farklı risk faktörü hedefleri etkilerinin modellenmesi yaklaşımı, uygun önceliklerin bulunmasında ve onların bölge genelinde, ulusal çapta uyarlanmış politika hedeflerine dönüştürülmesinde kullanılabilir."