Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Avusturya ekonomisinin önümüzdeki yıllarda sınırlı bir büyüme kaydedeceğini açıkladı. Yeni yayımlanan görünüm raporuna göre ülke, hem Avrupa’daki genel durgunluğun hem de iç yapısal sorunların etkisiyle uluslararası ortalamanın gerisinde kalacak.
OECD, Avusturya’nın bu yıl yalnızca yüzde 0,3 büyüyeceğini öngörüyor. Ekonomi 2026’da yüzde 0,9, 2027’de ise yüzde 1,2 büyüyerek yavaş bir toparlanma sürecine girecek. Buna karşılık OECD ülkelerinin ortalama büyümesi aynı dönem için yüzde 1,7–1,8 bandında.
Tüketim tek olumlu sinyal
OECD’ye göre özel tüketim, düşen enflasyon ve istihdamdaki istikrar sayesinde ekonomiye sınırlı bir canlılık kazandırabilir. Hanehalklarının daha az tasarruf yapması ve faizlerin düşmesi, harcamaları artırabilecek faktörler arasında gösteriliyor. Enflasyonun ise 2027 sonuna doğru yüzde 2 düzeyine gerilemesi bekleniyor.
Bütçe kısıtlamaları büyümeyi frenliyor
Avusturya’nın bütçe açığının 2028’e kadar yeniden yüzde 3 AB sınırının altına çekilmesi hedefleniyor. Ancak bu mali sıkılaşma, iç talebi zayıflatarak büyümeyi baskılayabilir. OECD ayrıca emeklilik sistemi, sosyal yardımlar ve genel kamu yapısında uzun vadeli reformlara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Dış riskler: Ticaret gerilimleri ve enerji fiyatları
Rapor, Avrupa’daki zayıf büyüme ve olası yeni gümrük gerilimlerinin Avusturya ekonomisi için büyük risk oluşturduğunu belirtiyor.
ABD’nin AB ürünlerine uygulayabileceği ek gümrük vergileri, Avusturya’nın yüksek oranda dışa bağımlı ihracat yapısı nedeniyle ciddi sonuçlar doğurabilir.
Enerji fiyatları ise hâlâ baskı oluşturuyor: Sanayi elektriği, savaş öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 40 daha pahalı. Bu durum enerji yoğun sektörlerde rekabet gücünü azaltıyor.
OECD’den yatırım ve reform çağrısı
Ekonomik ivmenin yeniden kazanılması için:
- Altyapı yatırımlarının artırılması
- Yeni girişimlerin desteklenmesi
- Dijital altyapının (özellikle geniş bant internetin) geliştirilmesi
- Enerji piyasasının daha rekabetçi hâle getirilmesi
gibi öneriler sıralandı. Bu adımların, orta vadede hem üretimi hem de rekabet gücünü artırabileceği ifade ediliyor.
