07.08.2016 tarihinde Vorarlberger Neue Tageszeitung gazetesinde yayımlanan, Thomas Götz tarafından kaleme alınan köşe yazısında Avusturya - Türkiye ilişkilerine değinmiş ve Türkiye'nin önemli bir komşu olarak kalacağına vurgu yapmış. Kim Türkiye'de hala hâkimse ve nasıl yönetiyorsa, onunla uzlaşmak zorundayız diye eklemiş.
07.08.2016 Thomas Götz
Yeni Dürüstlük Avusturya ve Türkiye’nin ilişkilerini “soğuk” olarak nitelendirmek, hafifletici olur. Dil kaba ve kabalığın sonu görünürde yok. Kısa zaman önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Viyana ırkçılığın Avrupa’daki merkezi” demişti. Bu söyleve, Başbakan Christian Kern’in Türkiye'deki temizlik dalgası nedeniyle, halen devam eden üyelik müzakerelerinin durdurulmasını istemesi neden oldu.
|
Kern, çok büyük etkileri olacak bu adımı dile getiren ilk AB hükümet lideriydi. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker buna karşı geldi ve müzakerelerin sonlandırılmasının politik bir hata olacağını söyledi. Ankara’daki kızgınlığın nedeni anlaşılabilir. Türk Hükümeti bu söylemlerinde, on yıllardır AB'ye üyelik ümidiyle heveslendirilip, müzakerelerin ağır aksak ilerlemesi nedeniyle haklı olduğuna dikkat çekebilir. Türklerin oyalandıkları hissine kapılmaları anlaşılabilir. Christian Kern, uzun zamandır devam eden ve ikiyüzlülü tartışmaya yeni bir dürüstlük getirdi. AB’ye üyelik müzakerelerini çekinmeden bir “diplomatik hayal” olarak nitelemek, diplomatik olmamasına rağmen, bugün her zamankinden daha fazla gerçekçi. Üyelik müzakerelerinin sonlandırılması yeni bir ikiyüzlülüğü de engelleyebilir. Avrupa için önemli bütün kurumların adım adım mahvedildiği bir ülkeyle müzakerelere devam etmek “kendi kendine verilen zarar”ın sınırında. Böyle bir toplulukta kim, nasıl kuralları ciddiye alır veya bu kuralların yerine getirilmesini talep edebilir? Türkiye’de olup bitenlere omuz silkip sırtını dönmek, kendi kendine saygıyla ilgili bir sorudur. Yeni dürüstlük elbette beraberinde riskler de getirecek. Siyasi ve iktisadi olarak önemli olan, büyük bir ülkenin Avrupa’dan tamamen uzaklaşması ne anlama gelir? Ve şu ana kadar işleyen Sığınmacı Anlaşması’na ne olur? Anlaşmanın koşullarından biri yeni başlıkların açılması ve Türklere vize zorunluluğunun kaldırılmasıydı. İkisi de yerine getirilmedi. Ankara, her an (anlaşma şartlarına aykırı hareket etmiş olmaksızın) anlaşmayı geçersiz olarak ilan edebilir. Peki, AB dış sınırlarını kendi koruyabilecek durumda mı? Eğer sığınmacı kervanı tekrar harekete geçerse ne olacak? Türkiye önemli bir komşu olarak kalacak. Kim orada hala hâkimse ve nasıl yönetiyorsa, onunla uzlaşmak zorundayız. Ancak, yanılsama ve ikiyüzlülük olmadan. |
|

