Değerli dostlari son yazımda bazı sorunların devam ettiğini ve bundan sonra da yeni nesiller geldikçe yeni yeni sorunlar çıkacağını yazmıştım.
Bu yazımda sizlere ufak tefek sorunların dışında kalan ve iş hayatımda karşılaştığım, toplumun her kesimini ilgilendiren bazılarını örnekler vererek kısaca anlatmaya çalışacağım.
Örneğin;
Ailelerinden alınan ve yabancı bakıcı ailelere verilen Türk çocukları. Dünyanın her yerinde çeşitli nedenlerle ailelerinden alınarak korunma altına alınan küçük çocuklar vardır.
Bunların ailelerinden alınma sebebi: Çocuğa şiddet, eşler arasındaki çatışmaların çocuklara yansıması, anne ve babanın çalışmasından dolayı çocuğun evde yalnız kalması veya çocuğa bakacak kimsenin olmaması, anne veya babanın uyuşturucu kullanması, kötü alıkanlıklarının olması, sorumluluklarını yerine getirememesi, boşanmadan kaynaklanan sorunlar, eşlerden birinin evi terk etmesi ve diğer eşin çalışmak zorunda olması, daha başka bir çok nedenler vs.vs..
İşte yukarıdaki nedenlerden dolayı sadece aileden birisinin değil, bir komşunun dahi ilgili makamları, örneğin; polisi, muhtarı veya Gençlik Dairesi'ni (Jugentamt) araması, haber vermesi üzerine çocuk yetkili makamlar tarafından korunma altına alınmaktadır. Sizlere daha önce birkaç kez ziyaret ettiğim ve ailelerinden alınan Türk çocuklarının da kaldığı Çocuk Köyü'nün (Kinderdorf) linkini veriyorum.
İlgilienirseniz bakabilirsiniz:
https://www.facebook.com/pg/VorarlbergerKinderdorf/about/?ref=page_internal
Avusturya'da bunun gibi daha birçok çocuk köyü bulunmaktadır. Vorarlberg eyaletinde bulunan bu yuvada ve bu yuvanın sorumluluğunda Avusturyalı, Alman, Sırp, Hırvat veya diğer yabancı kökenli ailelere verilen 30 civarında Türk çocuğu bulunaktadır. Bu sayının Avusturya genelinde 300-400 civarında olduğunu tahmin ediyorum.
Ben de bu konu ile yıllar önce ilk karşılaştığımda Türk ve Müslüman çocukları mutlaka yabancı ve Hristiyan ailelere verildiğini düşünmüş ve üzülmüştüm. Yılllar önce ilk ziyaretimde yurdun müdürü bayana sordum. ''Neden çocuklarımızı hep yabancı ve Hristiyan ailelere veriyorsunuz.?'' dedim. Bana cevabı: ''Sizin Türk vatandaşları ve dernekleriniz hiç ilgilenmiyor, isterseniz uygun bir Türk aile bulun, beraber inceleyelim ve hemen verelim'' oldu. Ben hem çok mahcup olmuş, hem çok şaşırmış ve hem de çok sevinmiştim. Çünkü demek ki çocuklarımızı Türk ve Müslüman ailelerre verebiliyorlardı.
Çevremdekilere anlatmaya çalıştım, bir vatandaşın ilk sorusu ''Çocuk nereli.?'' oldu, bakakaldım. Toplantılar yapıldı, çocuğu sahiplenen aileleri Avusturya devletinin maddi ve manevi olarak desteklediğini, çocuğun kendi örf, adet ve geleneklerimize göre yetişmesinin faydaları anlatıldı ama maalesef bu konuda hiç bir olumlu gelişme olmadı.
Bir gün çocuğu elinden alınan ve bakıcı aileye verilen bir anne bana şunları anlatmıştı: ''Bakıcı aileye verilen çocuğumu telefonla aradığımda görüştürmüyorlar, Evi ziyarete gittim, çocuğumun önünde bir kağıt ve renkli kalemler vardı. Çocuğuma kilise resmi çizdiriyordu. Çocuğum benimle Türkçe konuşmak istedi bakan kadın konuşturmadı' dedi. Yine bir gün yıllar önce çalışırken, yanıma takım elbiseli, kravatlı, elinde bir siyah Bond çanta olan bir genç geldi. Tanıdığım ve bakıcı bir ailede büyüyen bir çocuktu. Yaptıracağı işlem nedeniyle ne iş yaptığını sordum. 'Yurtdışında misyoner olarak çalışıyorum'' dedi. Buyrun.!
Değerli Dostlar, bu konuda daha anlatacak o kadar çok şeyler var ki; bazılarını anlatamıyorum. Bu çocukları Avrupadaki ülkeler kendi örf, adet ve geleneklerine uygun ama bize göre uygun olmayan insanlara verebiliyor. Lütfen duyarlı olalım, bu çocuklar bizim çocuklarımız. Bunlar Türk ve Müslüman çocuklar. Kendimiz bir şeyler yapmadan, başkalarına kızmaya hakkımız yok. Bu çocuk köyünü bir ziyaretimde 4-5 yaşlarındaki bir Türk çocuğu ''Geceleri uyuyamıyorum, annemi rüyalarımda görüyorum, bana masal anlatırdı'' dedi. Gözyaşlarımı tutamamıştım. Ailelerinden alınan çocuklar maalesef konsolosluklarımıza da bildirilmiyor, sayıları devamlı değişiyor. Aslında bu çocukların öncelikle yakın ve müsait akrabalarına verilmesi gerekiyor. Ama bunun için de öncelikle mahkemeden bir vasi kararı çıkartmak mümkündür.
Bu konuda derneklerimize ve din görevlilerimize çok iş düşmektedir. Hiç kimsenin dinine, diline, ırkına ve mezhebine karşı bir düşüncem yok, saygım var ama kendi çocuklarımızı da korumamız insanlık ve vatandaşlık vazifemizdir diye düşünüyorum. Bu durumda olan bir çocuğa bakabilecek Türk aileler bulmalıyız. Bir tek çocuğa bile bir aile ortamı yaşatabilirsek, Türk örf, adet ve geleneklerini, kendi dilimizi, dinimizi öğretebilirsek, o çocuğu topluma faydalı bir insan olarak yetiştirebilirsek, bu dünyada bırakabileceğimiz en büyük ve en güzel miras olur.
Türkçe bilgi alabileceğiniz T.C. Koruyucu Aile linki:
https://koruyucuaile.ailevecalisma.gov.tr/hakkimizda
Son söz: Siz sevginizi verin, gerisi devletten.!
Sevgi ve saygılarımla...
Viyana - 21.07.2020
Muammer Keleşoğlu
