Kısa süreli bir iş için aracını park eden birçok sürücü, son yıllarda beklenmedik şekilde yüksek meblağlı sahiplik ihlali davaları ile karşı karşıya kalıyordu. Bazı arsa sahipleri ve onlarla çalışan avukatlar, bu durumu kazanç odaklı bir yönteme dönüştürerek sürücülerden yüzlerce avro talep ediyordu. Federal Hükümet, bu uygulamaya artık net bir sınır getiriyor. Kamuoyunda “otopark tuzağı” olarak bilinen bu uygulamanın önüne geçilmesi hedefleniyor.
Kısa süreli de olsa özel bir park alanına park eden sürücüler, çoğu zaman birkaç yüz avroluk ödeme talepleriyle karşılaşıyor, aksi durumda dava açılacağı tehdidiyle karşı karşıya kalıyordu. Tüketici danışmanlık birimleri, bu tür vakaların Vorarlberg’de de yaygın olduğunu belirtiyor.
Amaç sahipliği korumak değil, para kazanmak
Tüketici danışmanlığı uzmanı Sebastian Sturn-Knall, bu uygulamanın çoğu zaman gerçek bir mağduriyetle ilgisi olmadığını vurguluyor. Açılan davalarda korunmaya değer bir menfaat bulunmadığını, asıl amacın para elde etmek olduğunu ifade ediyor.
Uygulama genellikle şöyle işliyordu: Park alanı sahibi, kısa süreli park eden sürücüden kısa bir süre içinde ödeme talep ediyor, çoğu zaman bu tutar yaklaşık 400 avro oluyordu. Birçok kişi, daha yüksek dava masraflarından çekinerek bu bedeli ödemeyi tercih ediyordu.
Yeni yasa ile kazanç kapısı kapanıyor
Federal Hükümetin getirdiği yeni düzenleme ile bu yöntem artık cazip olmaktan çıkarılıyor. Adalet Bakanı Anna Sporrer’in daha önce açıkladığı üzere, bu tür taleplerde istenebilecek tutar en fazla 100 avro ile sınırlandırılıyor. Bu durumda ne avukatlar ne de arsa sahipleri için anlamlı bir kazanç kalmıyor.
Ayrıca, bugüne kadar en az 565 avroya ulaşan dava masrafları, yeni düzenleme sayesinde yaklaşık 150 avroya düşürülecek. Avukat ücretleri özel bir hesaplama yöntemiyle 100 avroya sabitlenirken, bazı durumlarda mahkeme masrafları da yarıya indirilecek.
Sahiplik ihlali davası devam ediyor
Yeni düzenleme, sahiplik ihlali davalarının tamamen kaldırılması anlamına gelmiyor. Hukuki haklar korunmaya devam ediyor. Ancak masraf iadesi ve ücretlendirme sistemi değiştirilerek, sistematik dava tehditlerinin önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Öte yandan, bu tür uyuşmazlıkların artık en yüksek yargı mercilerine taşınabilmesinin önü de açıldı. Bu, önceki uygulamada mümkün değildi.
