Vorarlberg’de işsizlerin neredeyse yarısının yalnızca zorunlu eğitim düzeyinde kalması, eğitim ve çalışma kültürüne dair ciddi bir uyarı olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre sorun, yalnızca okulda değil; evde başlayan ve tüm toplumu ilgilendiren bir değer kaybına işaret ediyor.

Vorarlberg’de işsizlerin önemli bir bölümünün zorunlu eğitimden öteye geçememesi, eğitim sisteminde ve aile yapısında yaşanan sorunları yeniden gündeme taşıdı. Eğitimciler, birçok çocukta daha okul yıllarında öğrenme isteğinin kaybolduğunu ve bunun uzun vadede iş yaşamına da yansıdığını belirtiyor.

Okula eşitsiz başlangıç

Bregenz Schendlingen İlkokulu’nda görev yapan öğretmen Vanessa Kranzmüller’e göre çocuklar okula çok farklı donanımlarla başlıyor. Bazı öğrenciler okuma yazma becerileriyle gelirken, bazıları kendi adını dahi tanıyamıyor. Kranzmüller, temel günlük becerilerde bile ciddi eksikler olduğunu vurguluyor:

“Dördüncü sınıfa gelmiş olmasına rağmen ayakkabısını bağlamakta zorlanan ya da kendi başına giyinip soyunamayan çocuklar var. Önce bu temel ihtiyaçları öğretmek zorunda kalıyoruz.”

Öğretmenlere göre bunun temel nedeni, çocukların evde yeterli destek görmemesi. Birçok çocuk, sorunlarıyla tek başına baş etmek zorunda kalıyor.

Aile desteği zayıflıyor

Bir ilkokul yöneticisi olan Bruno Jagg, çocukların okula adeta ağır bir yükle geldiğini ifade ediyor. Çalışma koşulları nedeniyle birçok ebeveynin çocuklarına yeterli zaman ayıramadığını, bazı ailelerde ise sabır eksikliğinin öne çıktığını belirtiyor. Jagg’a göre çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendileriyle ilgilenen ve süreklilik gösteren yetişkinler.

“Nasıl olsa bir şey olmuyor” anlayışı

Dornbirn Politeknik Okulu’nda görev yapan öğretmenler ise özellikle ergenlik çağındaki öğrencilerde sorumluluk duygusunun zayıfladığını aktarıyor. Öğretmen David Müller, öğrencilerden sık sık “Bana fark etmez” tepkisini duyduklarını söylüyor. Notların ve yaptırımların caydırıcılığını yitirdiğine dikkat çekiyor:

“Telefonu ya da oyun cihazı alınsa bile birkaç gün sonra geri veriliyor. Bu yüzden okul başarısının ya da notların bir anlamı kalmıyor.”

İş dünyası da uyum sağlıyor

Koronavirüs salgını döneminde bozulan günlük düzenin etkilerinin hâlâ hissedildiği ifade ediliyor. Öğretmenlere göre birçok genç, emek harcamadan iş sahibi olmak istiyor. Aynı zamanda işletmeler de çırak bulabilmek için beklentilerini düşürmek zorunda kalıyor.

İşverenler, başvuran gençlerde ekip çalışması, nezaket ve temel iletişim kurallarının giderek zayıfladığını dile getiriyor.

“Değerleri yetişkinler göstermeli”

Sosyolog Simon Burtscher-Mathis, gençlerin eğitim ve çalışma yaşamına karşı ilgisizliğinin temelinde motivasyon eksikliği olduğunu söylüyor. Ona göre asıl sorun, eğitimin ve emeğin neden önemli olduğunun gençlere aktarılmaması:

“Eğitim, öğrenme isteğiyle başlar. Ancak birçok genç için ne eğitimin ne de çalışmanın bir değeri kalmış görünüyor.”

Burtscher-Mathis, yetişkinlerin bu noktada büyük bir sorumluluk taşıdığına dikkat çekiyor. Çocukların, anne babalarını ve diğer yetişkinleri sürekli gözlemlediğini hatırlatarak şu uyarıda bulunuyor:

“Çocuklara çalışmanın yalnızca stres ve yük olduğunu mu gösteriyoruz, yoksa değerli ve anlamlı bir şey olduğunu mu?”

Sistem de sorumluluk taşıyor

Sosyoloğa göre sorun yalnızca ailelerde değil, eğitim sisteminde de çözülmesi gereken yapısal eksikler bulunuyor. Düşük eğitim düzeyine sahip ailelerden gelen çocukların hayata dezavantajlı başladığını belirten Burtscher-Mathis, bu çocukların daha fazla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Öğretmenler, komşular ve sosyal çevre aracılığıyla çocuklara rehberlik edecek daha fazla güvenilir yetişkinin devreye girmesi gerektiğini ifade ediyor.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.