Dornbirn(Havadis)-Timur Özdemir: T.C Bregenz Başkonsolosluğu, T.C Başbakanlık Yurt dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) desteği ile pazar günü (10 Nisan 2016) Dornbirn Hotel Martinspark'da "Ermeni Soykırımı Yalanı" ile ilgili bir konferans düzenlendi.

Programın moderatörlüğünü T.C Bregenz Başkonsolosu Sayın Cemal Erbay yaparken, Viyana Üniversitesi mezunu akademisyen Dr. İnanç Atılgan programa konuşmacı olarak katıldı.

Dr. İnanç Atılgan'ın anlatımı ile gerçekleşen konferansda tarihe ışık tutulurken, salonu dolduran konuklar tarihin gerçekleri ile yüzleşti.

Yaklaşık dört saat süren konferansa iştirak eden çok sayıda konuk, Dr. İnanç Atılgan'ın anlatımı ile 1915 yılında yaşanan olayları tüm çıplaklığı ile dinlerken, Dr. Atılgan'ın doktora tezi olan 1915 tehcirine Avusturya-Macaristan yaklaşımı ve Avusturya'nın 1915 ikilemi ile sözde soykırıma farklı bir pencereden bakmış oldu.

Her Türk vatandaşı gibi kendisinin de zaman zaman bu uydurmaca soykırım saçmalığı soruları ile karşı karşıya kaldığını belirten Dr. Atılgan, bilinmesi gereken en önemli hususları ve bu soruları soran kişilere verilebilecek en güzel cevapları konuklar ile paylaştı.

T.C Bregenz Başkonsolosu Sayın Cemal Erbay'da konuya olan hakimiyeti ve tarih bilgisi ile konuklara bilgiler verdi. 

1915 yılında yaşanan olayları, Osmanlı vatandaşı olan Ermeni vatandaşları, 1. Dünya savaşı sırasında yaşananlar konuklara aktarıldı. 


T.C Bregenz Başkonsolosu Sayın Cemal Erbay ve Dr. Atınç Atılgan'ın sözde ermeni soykırımını yalanlayan konferansından bazı kesimler:


SOYKIRIMI TANIMLAMAK

Soykırımın tanımı keskin kriterlerle belirlenmiştir. Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Aralık 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş ve bunu takiben Türkiye tarafından kabul edilip yürürlüğe girmiştir. Bir olayın soykırım olması için, suçlar aşağıdakileri içermelidir:

Ulusal, etnik, bir ırkı veya dini bir grubun merkezde olması.

Bu etnik grubu belirli eylemlere maruz bırakma.

Cinayet işleme.

Çocukları zorla nakletme.

Kişileri fiziksel felaketlerine sürükleyecek durumlara maruz bırakma.

Tüm grubun belirli bir kesimini bilerek yok etme niyetini gütme.

Bu kriterlere göre bir cinayetin fiziksel zarar verme amacı, sadece hedef aldığı kişilerin belirli bir ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir gruba dahil olmasıysa, o cinayet soykırım haline gelir.

24 Nisan 1915

24 Nisan 1915’te, İçişleri Bakanı Talat Paşa Osmanlı Devleti’ndeki Ermeni Komiteleri’nin kapatılması ve ikibin önde gelen Ermeni entelektüelinin tutuklanması kararını aldı. O zamanın belgelerinde bu olay, “Hükümet, Ermeniler Osmanlı’yı sırtından bıçaklamaya ve Türkler’i öldürmeye devam ettikçe, gerekli önlemler alınacaktır.” şeklinde açıklanmıştır.

Türk milliyetçilerinin, Ermeniler’in Rus Kuvvetleri’yle olan politik ilişkilerinden endişelenmesinden doğan durum sonucu, Osmanlı Devleti Mayıs 1915’te Ermeniler için yer değiştirme kanunu çıkarmıştır.

Bundan bir yüzyıl sonra ise, Ermeniler 24 Nisan’ı Ermeni Soykırımı olarak tanımaya başladılar. Ermeni propagandasının kökünde yatan yalan budur.

TEHCİR

“Tehcir Kanunu” olarak da bilinen yer değiştirme emri, hükümete karşı çıkan kişilere karşı kullanılacak askeri düzenlemeler olarak çıkmıştır. Kanun, Ermeniler tarafından seri halinde başlatılan şiddetli isyanlara, özellikle de sınırı aşarak Rus Göçleri’ne Van şehrinin alınmasında yardımcı olan Ermeni isyancılarına yanıt olarak çıkarılmıştır.

Yer Değiştirme Kanunu savaş alanlarına kadar genişletilmiştir. Bunun sebebi Osmanlı Kuvvetleri’nin, Ermeni ayrılıkçılarının kendi topraklarına girmek isteyen Ruslar’a yardım ettiğinden kuşkulanmasıydı.

İlkin Katolik ve Protestan Ermeniler bu kanunun kapsamından çıkarılsalar da, şiddetle ilişkisi olanlar yeniden dahil edilmiştir.

“Ermeni Soykırımı”, dönemin başlıca metinlerinde hiçbir referansına veya dayanağına rastlanmayan bir terimdir. Yeniden iskan süreci Mayıs 1915’ten 1916 Ekim’ine kadar uzatıldı.

Hükümetin politikasındaki bu değişim, tehdit altında olan ülkenin güvenliğini sağlamak amacıylaydı. Aslında burada yaşanan Osmanlı İmparatorluğu'nda değil, üçlü İtilaf Devletleri’nin bağımsızlık kandırmacalarına kanan Ermeniler’in yaşadıkları tavır değişikliğiydi.

İSTATİSTİKLERDEKİ UYUŞMAZLIK

Tarihçiler ve bilim insanları 1912-1922 arasındaki dönemde hayatını kaybeden Ermeni sayısının 600.000 ile 1.5 milyon arasındaki farklılık göstermesini, değişik kaynaklara başvurulmasına bağlıyorlar.

Elbette o dönemin olaylarından dolayı uğranan kayıpların belirlenmesinde tarihsel istatistiklerin yeri çok önemlidir. İskan sürecini yaşayan Ermeniler’in sayısı tartışmaya açık bir istatistiktir. Ermeni Komite üyeleri savaş ve hükümet kayıtlarının yanı sıra, kilise istatistiklerini de referans olarak gösterirler.

Fakat bahsettikleri toplam sayı, belirli bölgelerde Tehcir Kanunu çıkmadan önceki nüfusu aşmaktadır. Yer değiştirme işleyişi rutin olarak öngörülen şekilde gerçekleşirken, savaş koşullarına bağlı kayıplar da verilmiştir. Yaklaşık 40.000 Ermeni'nin yer değiştirme sırasında hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir.

Gerçekler:

Erzurum ve Erzincan arasında taşınan 500 Ermeni, bu taşınma sırasında hayatını kaybetti.

Urfa ve Halep arasındaki Mesken bölgesine yaşamını yitirdi.

Eşkıyaların ve göçebe Araplar’ın Mardin civarında saldırmasıyla 2000 kişi yaşamını yitirdi.

Dersim’de 5000 Ermeni, konvoylardan gelen saldırılarla öldürüldü.

25.000-30.000 kişi hastalığa, tifo ve dizanteriye yakalanarak öldü.

Diğer birçok Ermeni’nin Rusya’ya ya da Amerika dahil diğer Batı ülkelerine gittiğine inanılıyor.

Buna ek olarak, Osmanlı Ordusu’ndaki 50.000 Ermeni asker, Rus Güçleri'ne katılarak; 50,000 asker de Türk Ordusu’na karşı savaş eğitimi almak üzere Amerika’ya uçarak orduyu terketmişlerdir.

ERMENİLERİN KAYIP SAYISI 1 MİLYON’A ERİŞMİŞ MİDİR?

Savaşın hemen ardından, Ermeniler 600,000 kişinin öldürüldüğünü iddia ettiler. Sonrasında bu sayıyı 800,000’e çıkardılar. Şimdi bu sayı, 1,5 Milyon olmuştur.

Britannica Ansiklopedisi’nin 1918 basımında 600,000 Ermeni’nin öldürüldüğünden, 1968 basımında ise bu sayı artırılarak 1,5 Milyon Ermeni’nin öldürüldüğünden bahsedilir.

Ancak tarihi ve doğrulanmış istatistiklere bakıldığında, Anadolu bölgesinde 1,5 Milyon Ermeni’ni yaşamadığı gerçeğini de göz önünde bulundurursak diyebileceğimiz şu ki, Ermeni Olayları’nda 1,5 Milyon kişinin ölmesi gerçek dışı bir iddiadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber : Havadis Haber ekibi

Copyright ©  www.havadis.at. Tüm Hakları Saklıdır. Havadis.at yayımladığı haber, fotoğraf ve görüntü ile internet ve wap için oluşturduğu her türlü bilgi, havadis.at yönetiminin izini olmadan hiçbir şekilde kullanılamaz.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.