Vorarlberg’de 2025 yılında dünyaya gelen çocuk sayısı, kayıtların tutulmaya başlandığı 1946’dan bu yana en düşük seviyeye geriledi. Eyalet İstatistik Dairesi’nin ilk resmi tahminlerine göre geçen yıl 3.654 çocuk doğdu. Bu rakam, nüfus artışına rağmen uzun yılların en düşük doğum sayısı olarak kayıtlara geçti.
Yetkililer, önceki en düşük seviyenin 1950 yılında 3.659 doğumla yaşandığını hatırlatıyor. Ancak o dönemde Vorarlberg nüfusunun bugünkünün yaklaşık yarısı kadar olduğu vurgulanıyor. Bu nedenle nüfusa oranla bakıldığında, 2025 yılı doğum verilerinin tarihi bir dip noktayı temsil ettiği ifade ediliyor.
Eğilim sadece Vorarlberg’e özgü değil
Uzmanlara göre doğum oranlarındaki düşüş yalnızca Vorarlberg ile sınırlı değil, uluslararası bir eğilimin parçası. Österreichische Akademie der Wissenschaften bünyesinde bu alanda araştırmalar yürüten Isabella Buber-Ennser, sürecin nedenlerine ilişkin kesin bir tablo çizmenin zor olduğunu belirtiyor.
Buber-Ennser’e göre küresel belirsizlikler, hayat pahalılığı ve gelecek kaygısı birçok çiftin çocuk sahibi olma planlarını ertelemesine ya da tamamen rafa kaldırmasına yol açıyor. Ancak değişen toplumsal tutumlar da önemli bir etken. Araştırmalar, geçmişe kıyasla bugün daha fazla genç erkeğin aile kurma konusunda kararsız olduğunu ya da bu isteği açıkça reddettiğini ortaya koyuyor.
Sadece maddi nedenlerle açıklanamıyor
Vorarlberg Aile Birligi Başkanı Guntram Bechtold ise doğum oranlarındaki düşüşün yalnızca ekonomik gerekçelerle açıklanamayacağını vurguluyor. Bechtold’a göre zaman baskısı, yaşamın planlanabilir olması isteği ve bireysel özgürlüğü koruma arzusu, çocuk sahibi olma kararında giderek daha belirleyici hâle geliyor.
Bu nedenle yalnızca maddi desteklere odaklanan politikaların, aile kurma kararlarını sınırlı ölçüde etkileyebileceği ifade ediliyor.
Anne yaşı yükseliyor, ilk çocukla sınırlı kalınıyor
Veriler, eğitim sürelerinin uzaması ve iş hayatına geç atılınması nedeniyle aile kurma yaşının da ileriye kaydığını gösteriyor. Vorarlberg’de annelerin doğum sırasındaki ortalama yaşı 31,8 olarak ölçülürken, ilk çocukta bile ortalamanın 30 yaşın üzerinde olduğu belirtiliyor. Birçok ailede ise tek çocukla yetinildiği gözlemleniyor.
Diözese Feldkirch Evlilik ve Aile Merkezi Genel Müdürü Bohuslav Bereta da danışmanlık çalışmalarında benzer eğilimlerle karşılaştıklarını aktarıyor. Bereta’ya göre günümüzde öz belirleme, planlama ve yaşamı “kontrol altında tutma” isteği büyük önem kazanıyor. Çocuk sahibi olmanın, özellikle ikinci ya da üçüncü çocuk söz konusu olduğunda, bu düzeni bozabileceği endişesi birçok kişiyi geri adım atmaya itiyor.
