İpek Midi, inme belirtileri gösteren bir hastaya evde yapılan yanlış müdahalelerin hayati riski ciddi şekilde artırdığını belirterek, en doğru yaklaşımın hiç vakit kaybetmeden 144 Acil Çağrı Merkezini aramak olduğunu vurguladı.

Antalya’da düzenlenen bir sağlık kongresine katılan Prof. Dr. Midi, erken müdahale ve profesyonel sağlık ekiplerine hızlı ulaşmanın, inme hastalarının yaşam şansını belirleyen en kritik unsur olduğunu söyledi.

İnme Ani Gelişiyor, Zaman Hayat Kurtarıyor

İnmenin, beyni besleyen damarların tıkanması ya da yırtılması sonucu ortaya çıktığını belirten Midi, her iki durumda da belirtilerin aniden başladığını ifade etti. Bu nedenle evde geçirilen her dakikanın, kalıcı hasar ve ölüm riskini artırdığını dile getirdi.

Toplumda erken belirtilerin yeterince ciddiye alınmadığına dikkat çeken Midi, şu uyarılarda bulundu:

Yüzde, kolda ya da bacakta ani güçsüzlük veya uyuşma, konuşma bozukluğu, görme kaybı, baş dönmesi, denge kaybı ve bilinç değişikliği gibi belirtiler görüldüğünde hasta kesinlikle uyutulmamalı ve derhal 144 aranmalıdır.

İlk Dört Buçuk Saat Kritik

İnmenin ilk saatlerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Midi, akut tedavinin yalnızca ilk dört buçuk saat içinde uygulanabildiğini belirtti. Bu süre içinde uygun hastalara damar yoluyla pıhtı çözücü ilaç verilebildiğini, bazı hastalarda ise anjiyo yöntemiyle pıhtının çıkarılabildiğini ifade etti.

Bu sürenin aşılması durumunda tedavi şansının hızla düştüğünü söyleyen Midi, hastanın kalıcı felçle yaşamını sürdürme riskinin önemli ölçüde arttığını kaydetti.

Hareketsiz Yaşam ve Yanlış Beslenme Riski Artırıyor

Yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve kalp ritim bozukluklarının inme riskini artırdığına dikkat çeken Midi, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Son yıllarda özellikle kalp kaynaklı inmelerde artış yaşandığını belirtti.

Hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmenin yalnızca ileri yaş grubunu değil, gençler ve orta yaşlıları da tehdit ettiğini vurgulayan Midi, uzun süre masa başında kalmanın ve hazır gıda ağırlıklı beslenmenin damar sağlığını olumsuz etkilediğini ifade etti.

Hipertansiyon, diyabet, obezite ve düşük fiziksel aktivitenin inmenin en önemli risk faktörleri olduğunu belirten Midi, bu faktörler kontrol altına alındığında inmelerin yüzde doksanının önlenebileceğini söyledi. Haftada birkaç gün yapılan düzenli yürüyüşün bile koruyucu etkisi olduğuna dikkat çekti.

Evde Yapılan Yanlış Müdahaleler Tehlikeli

Prof. Dr. Midi, inme sırasında toplumda sıkça yapılan yanlış uygulamaların durumu ağırlaştırdığını belirtti. Hastaya su dökmek, “uyusun geçer” demek ya da aspirin gibi ilaçlar vermenin son derece tehlikeli olabileceğini vurguladı.

İnmenin kanamalı olabileceğini hatırlatan Midi, kan sulandırıcı ilaçların bu durumda kanamayı artırabileceğini söyledi. Doğru yaklaşımın, hastayı yan yatırmak, başını çarpmayacak şekilde korumak, solunum yolunu açık tutmak ve sağlık ekiplerini beklemek olduğunu ifade etti.

Fizik Tedavi Yaşam Kalitesini Belirliyor

İnme sonrası sürecin, akut dönem kadar önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İpek Midi, fizik tedaviye erken başlanmasının hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi.

Midi, inmelerin üçte birinde hastaların belirgin iyileşme gösterdiğini, üçte birinde ise kalıcı felç geliştiğini belirterek, erken ve düzenli fizik tedavinin hastaların daha bağımsız bir yaşam sürmesine katkı sağladığını vurguladı.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.