Koronavirüste normalleşme sürecinin ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yürüttükleri diplomasi trafiği hakkında bilgi veren Ersoy, hazırladıkları eylem planı kapsamında çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.

Otellerin tekrar hizmete girebilmesi için belli kriterler oluşturduklarını anımsatan Bakan Ersoy, özellikle Türkiye’ye en çok misafir gönderen 100 ülkeye turizm bölgelerindeki sağlık alt yapısının detaylarını da içeren bir dosya hazırladıklarını ve muhattaplarına gönderdiklerini belirtti.

Söz konusu ülkelerin büyükelçilerini belirli gruplar halinde Bakanlıkta ağırladıklarını aktaran Ersoy, “Mektubun detayları konusunda bilgilendirdim. Aynı zamanda bize en çok turist veren ülkelerin bakanları ile telefon diplomasisi başlattık. Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’ndan da rica ettim, sağ olsun onlar da destek veriyor. Orada trafiğin açılmasına dışişleri bakanları karar verdiği için onlar da kendi muhataplarıyla görüşmeler başlattılar.” dedi.

Yoğun bir diploması başlattıklarını anlatan Ersoy, yaşanan diplomasinin son aşamasını da bu hafta sonu Antalya’da gerçekleştirdiklerine değinerek, 1 Haziran itibarıyla sertifikasyon programını hayata geçirdiklerini dile getirdi.

Otellerin aşamalı bir şekilde sertifikasyonunun başladığına işaret eden Ersoy, bu aşamada Türkiye’ye en çok yolcu veren 60 ülkenin büyükelçisini ve bu ülkelerin Türkiye’deki yerleşik basın mensuplarını da Antalya’ya davet ettiklerini anımsattı.

Misafirlerin havalimanlarını da gözleme imkanı bulduğunu söyleyen Bakan Ersoy, “Cumartesiden itibaren yoğun bir şekilde kendi ülkelerinde de yayın yapıyorlar. Gezdiler, sorular sordular, açık olan otelleri gördüler, hem videosunu çektiler hem oradaki misafirlerle sohbet etme şansları oldu, şehrin içinde bazı noktaları gezip görme şansları oldu. En son kültür kısmını da Aspendos’ta yaptığımız bir organizasyonu da göstererek ülkelerine ve şehirlerine geri döndüler.” dedi.

“Gizli misafir geliyor”

Mehmet Nuri Ersoy, büyükelçilerin sertifikasyon sisteminin beklentilerin çok üstünde olduğunu, hatta bazı büyükelçilerin de kendi ülkelerine bu tarz bir sertifikasyon programının gerekli olduğunu söylediğini aktardı.

Sertifikasyon programı detaylarını da anlatan Bakan Ersoy, şöyle devam etti:

“Sertifika programı, periyodik denetlemeyi içeriyor. Bizim, ‘gizli misafir’ dediğimiz bir denetim programımız daha var, habersiz misafir gibi. Denetçi geliyor, otele rezervasyon yaptırıyor, sizin bütün denetimlerinizi yapıyor. Göstermelik, ‘hazırlığımı yapayım denetçi gittikten sonra ben eski tas eski hamam öyle bir şansınız yok. Gizli misafir geliyor, denetiminizi yapıyor, raporunuzu tutuyor ve gidiyor. Bir de şeffaflık konusu daha var. Şeffaflığı da nasıl sağlıyoruz? Bu sertifikasyon logoları tesislerin görünen yerlerine asılıyor. Logonun üstünde sertifikasyonu hangi firma tarafından yapıldığı ki özellikle bunlar uluslararası firmalar. En az 5 ülkede organize olması lazım. Logoların üstünde de bir karekod var, okuttuğunuz zaman tesisin denetim raporlarıyla ile ilgili linki atıyor size.”

“Büyükelçiler sistemle ilgili raporlamalarını yaptılar”

Sertifikalı tesislerin pandemi konusunda ve hijyen konusunda en disiplinli çalışan, en güvenilir tesisler olduğuna dikkati çeken Ersoy, “Bakanlık olarak da tur operatörlerine, ‘mümkünse sadece sertifikalı tesisleri satın’ diyoruz. Sertifikalı sistemler en disiplinli şekilde, en üst seviyede bu kriterleri uyguluyor ve sürekli denetim altında oldukları için programa dahil, bütün detayları gören firmalar oluyor.” diye konuştu.

Almanya’dan gelecek misafirlere yönelik ekstra birkaç kriter istenildiğine işaret eden Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de her gün düzenli olarak vaka sayıları açıklanıyor. Bir Alman basın mensubu da sayılara güvenilip güvenilmeyeceğini sordu. ‘İstediğin hastaneyi gez, hastanelerimiz bomboş.’ dedim. Hatta birkaç tanesini gezip, ‘Haklısınız’ dediler. Neler hissettiklerini sorduğumda da kendilerini güvende hissettiklerini söylediler. Cumartesinden beri bütün Avrupa basını, burada gördükleri sistemi yoğun bir şekilde anlatıyorlar. Hatta büyükelçilerle de konuştum, sistemle ilgili raporlamaları yapmışlar ülkelerine…”

Koronavirüs süreci “ekovirüs” sürecine dönüştü

Bazı ülkeler açısından koronavirüs sürecinin “ekovirüs” sürece döndüğünün altını çizen Ersoy, “Bu ülkeler de kendi sistemleri içindeki paranın yine bu ülke sınırları içinde harcanmasını kalmasını tercih ediyorlar. Bu ekonomik kriz sırasında o yüzden de paranın dışarı çıkmasını engelleyecek önlemler almaya çalışıyorlar.” dedi.

Alman mahkemelerinin zorunlu 14 günlük karantina sürecini bozduğunu hatırlatan Bakan Ersoy, şöyle devam etti:

“Bu karar, ‘öyle şey olmaz, eşitlik ilkesine aykırı’ denilerek bozuldu. Bu seferde ‘Test yapıp gelsin, 48 saat içinde testini yapıp gelsin. Eğer testi de negatifse kabul ederim.’ dediler. 1 Temmuz’a kadar bütün havalimanlarımızda test merkezlerimizi açıyoruz. Dün Sağlık Bakanımızla bir toplantı yaptık, 1 Temmuz’a kadar turistik havalimanlarının tamamına biz bu test merkezlerini açıyoruz. Yoğun olanların birkaç tanesini de en geç 15 Temmuz’a kadar açacağız. Esas İstanbul, Antalya, İzmir, Dalaman gibi yoğun olanları 1 Temmuz’a kadar diğerlerinde de 15 Temmuz’a kadar açıyoruz. Bir yolcu ülkesine gittiği zaman istiyorsa burada bir test yaptırıp, testin sonucunu da 15 avro gibi çok makul bir ücret yaptık. Neticesi 2 saat içinde çıkıyor. Ayrıca sağlık ocaklarına da yazı gönderiyoruz, turistler istediği zaman bu testi yaptırabilirsin diye.

Ülkemize gelişte de giriş yapan turistlerin tamamının vücut ısıları ölçülüyor 37,8 derece ve üzeriyse veya herhangi bir semptom gösteriyorsa test merkezinde test yapılacak. Aksi takdirde teste gerek yok, bu test ücretsiz.”

Türkiye’de tatil yapacak yabancı turistler ve yurt dışında yerleşik vatandaşların sağlık hizmetleri için 2 bin ile 7 bin avro arasında limiti, 13 ile 33 avro arasında maliyeti olan sigorta sistemi geliştirdiklerini belirten Ersoy, bir haftalık konaklamalar için 7 bin avroluk limitin 23 avroya satın alınabileceğini söyledi.

Bu hizmete internet üzerinden Kültür ve Turizm Bakanlığının sitesinden erişilebileceğini ifade eden Ersoy, “Şimdi bütün tur operatörlerine ve hava yollarına link yapıyoruz, satışa da başladı bu site. Buradan alıp, sadece yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) vakaları için değil, bütün sağlık sorunlarında 7 bin avroya kadarki tedavi masraflarını hangi hastanede olursa olsun sigorta şirketi karşılıyor.” dedi.

Ersoy, sigorta limitinin yüksek tedavi masrafları dikkate alınarak belirlendiğini vurgulayarak, risk almak istemeyen yabancıların bu sistemden faydalanabileceğini kaydetti.

Otellerde Kovid-19 vakası görülme olasılığına yönelik izolasyon katlarının hazırlandığını bildiren Ersoy, “Otelde vaka çıktığı zaman izole edilen bölüme alınıyor. Odasına bütün servisler ve hizmetler veriliyor ve tedavi boyunca orada kalabiliyor.” bilgisini paylaştı.

Ersoy, tedavi süresinin rezervasyon süresini geçmesi durumunda otellerin misafirleri ağırlamaya devam edeceğinin altını çizdi.

“Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımız zaman en güvenlisiyiz”

“Türkiye aldığı önlemlerle turizmde tamamen güvenli hale geldi diyebiliyor musunuz?” sorusunu Ersoy, “Eğer kıstasımız Avrupa ise Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımız zaman en güvenlisiyiz. Yani sertifika programına dahil olmuş otelleri veya servis sağlayıcıları düşündüğünüz zaman sertifika edilmiş tesislerde Avrupa standartlarında en güvenlisi biziz. Çünkü çok fazla kriterimiz var, çok disiplinli şekilde uyguluyoruz, periyodik olarak eğitimlerini veriyoruz ve periyodik olarak denetimlerini yapıyoruz. Bu kadar iyi oturmuş Avrupa’da başka bir sistem yok.” diye yanıtladı.

Ersoy, Ege ve Akdeniz bölgelerindeki tesislerin açılmaya başladığını hatırlatarak, görüş ve yorum platformlarını takip ettiğini, sertifikalı otellere giden misafirlerin mutlu olduklarını okuduğunu dile getirdi.

Sertifikasyon kapsamındaki önlemlerin misafirlere konfor sağladığına dikkati çeken Ersoy, şöyle konuştu:

“Bazen ‘çok fazla önlem var, ne olacak’ gibi bir endişe oluşuyor. O önlemlerin tamamı misafirlere ekstra konfor getiren önlemler. Önlemlerle normalde fiyat farkı ödeyerek almanız gereken konforu otomatik almış oluyorsunuz. Nedir? Fiziki mesafe. Baktığınız zaman bu lükstür. Yani aynı alanda daha az misafirle kalıyorsunuz. Bu en en rahat şey. Açık büfeler var, her şey dahil sistem devam ediyor. Yalnız açık büfenin sunum şekli değişti. Bir tane görevli size istediğinizi veriyor. Aslında tam bir alakart servise geçildi. Normalde yüzde 50 fiyat farkı ödeyeceğiniz bir konsepti aynı fiyatlarla alıyorsunuz.”

 

Bild:stock.adobe-Boyan Dimitrov