Aile Birleşimiyle Gelen Öğrenciler

Araştırmada, Mayıs ve Haziran aylarında 5. ile 9. sınıf aralığında 78 öğrenci ile görüşüldü. Bu öğrencilerin büyük bir kısmı, son birkaç ay içinde aile birleşimi yoluyla Avusturya’ya yerleşmiş. Birçoğu geldikleri ülkelerde eğitime erişim imkanlarının sınırlı olması nedeniyle kendi ana dillerinde bile okuma yazma becerisine sahip değil. Bu yıl, her ay sadece Viyana'da aile birleşimi yoluyla yaklaşık 300 çocuk ve genç okullara katılıyor.

Bu öğrenciler, dört döneme kadar haftada 15 ila 20 saat boyunca ayrı sınıflarda Almanca eğitimi alıyorlar. Bu durum, Almanca destek sınıflarındaki öğrencilerin çok farklı eğitim geçmişlerine ve dil seviyelerine sahip olmasına neden oluyor. Viyana Üniversitesi'nden Susanne Schwab, bunun öğretmenler için büyük bir zorluk oluşturduğunu belirtiyor.

"Kimse Bizimle Konuşmuyor"

Schwab, öğrencilerin dışlanmışlık hissinin ve ayrı Almanca destek sınıflarının olumsuz etkilerinin kaygı verici olduğunu söylüyor. Araştırmaya göre, Almanca destek sınıflarındaki eğitim kalitesi ve sosyal atmosfer genelde olumlu değerlendiriliyor. Ancak birçok öğrenci, normal sınıflarda kendilerini dışlanmış hissediyor.

Öğrenciler, normal sınıflarda öğretmenleriyle çok az iletişim kurabildiklerini veya hiç kuramadıklarını, öğretmenlerin düşük Almanca bilgisi olan öğrencileri göz ardı ettiklerini ve bu öğrencilerden beklentilerinin düşük olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, bu ayrı sınıflar nedeniyle öğrenciler diğer derslerde önemli konuları kaçırıyorlar.

Normal sınıflardaki arkadaşlarıyla sadece el işi, müzik ve beden eğitimi gibi derslerde bir araya gelen bu öğrenciler, bu derslerde de sınırlı etkileşim yaşıyor. Bir öğrencinin ifadesiyle, "Kimse bizimle konuşmuyor, biz de onlarla konuşmuyoruz." Araştırmada, öğrenciler arasında dil becerilerine ve ulusal kökenlere göre net bir ayrım olduğu açıkça görülüyor.

Daha Fazla Almanca Konuşmak Başarıyı Artırır

Öğrenciler, Almanca destek sınıflarında yeterince hızlı öğrenememelerinin nedenini, sınıfta Almanca konuşan yeterli rol modellerin olmamasına bağlıyorlar. Tamamen Almanca konuşma zorunluluğunun getirilmesinin daha hızlı öğrenmelerine yardımcı olacağını düşünüyorlar. Almanca öğrenme motivasyonları ise "diğerleri gibi olmak" ve ailelerine destek olabilmek.

Schwab, bu araştırmanın öğretmenlerin artan iş yükü ve zorluklarla karşı karşıya olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirtiyor. Dil açısından farklı seviyelerdeki sınıflara hazırlık için yeterli eğitim programlarının ve uygun ders materyallerinin eksik olduğunu ifade ediyor. Schwab, çok dilliliğin değerli bir kaynak olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Eleştiriler Yeni Değil

Araştırma, öğrencilerin dışlanması ve yeterince Almanca konuşulmaması yönündeki eleştirileri bir kez daha doğruluyor. Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan bir değerlendirme çalışmasında, 700 öğretmen ve okul müdürünün çoğunluğu, okulların Almanca desteği nasıl vereceklerine kendilerinin karar vermesi gerektiğini savunmuştu.

Mevcut düzenlemelere göre, her okulda sekiz veya daha fazla öğrencinin bulunduğu durumlarda ayrı Almanca destek sınıfları açılması gerekiyor. Ancak Schwab’ın önceki bir araştırmasında, birçok okulun yeterli alan veya öğretmen eksikliği nedeniyle bu kurala uymadığını ortaya koyduğu biliniyor.

Studie zu den Deutschförderklassen

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.