Muslimische Jugend Österreich, 'Yeni İslam Yasası' ile ilgili basın açıklaması yaparak; bu yasa ile Müslümanlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldığını belirtti.
 
Muslimische Jugend Österreich (Avusturyalı Genç Müslümanlar), salı günü yeni İslam yasa tasarısı ile ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Bilindiği üzere geçtiğimiz hafta Avusturya Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz'un adeta şapkadan tavşan çıkarırcasına çıkardığı yeni İslam yasa tasarısı görüşülmek üzere meclise gönderilmişti.
 
İçeriğinde bir çok tartışma konusu bulunan tasarı bir çok kesim tarafından yanlış algılanmış ve sözde Avusturya'da yaşayan Müslüman'ların lehine gibi gösterilmişti.
 
Tasarı ile ilgili kısa bir yazı metni yayınlayan İGGÖ ise, yeni tasarının kendileri ile istişare edilmeden hazırlandığını açıklamıştı.
 
Muslimische Jugend Österreich'in yapmış olduğu basın açıklaması;
 
1. Öncelikle belirtmek isteriz ki biz bu ülkenin (Avusturya) vatandaşları olarak diğer vatandaşlara göre özel bir muamele beklemiyoruz, ancak; ikinci sınıf muamele görmeyide kabul etmiyoruz.
 
20 yıllık bir mazisi olan bağımsız ve farklı etnik kökenlerin bir çatı altında buluştuğu ve faliyetlerini Almanca dilinde yürüten gençlerin kurduğu Muslimische Jugend Österreich'in (MJÖ) asıl hedefi "Avusturyalı Müslüman" kimliğini var edebilmektir. Aynı zamanda hem Müslüman hemde vatansever bir Avusturyalı olmak kesinlikle bir çelişki değildir. Yapmış olduğumuz çalışmalar bunun en güzel örneğidir. Bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmalarımız ve Avusturya'lı Müslüman kimliği hedefimiz bu yeni tasarı ile sadece zorlaştırılmamış aynı zamanda imkansızlaştırmıştır.
Bu yeni İslam tasarısı biz yerli Müslümanları ikinci sınıf vatandaş haline getirerek topluma karşı sanki genel bir tehdit oluşturuyormuşuz imajını vermiştir. Bu genel tehdit imajı biz yerli Müslümanları kendi öz vatanına karşı yabancılaştırmaktadır. Bu tasarının bizlere verdiği mesaj açıktır; "Avusturya sizin vatanınız değildir, bu ülke sizle beraber değildir."
 
Bu tasarı "yerli Müslüman" kimliğinin kabul görmediğinin bir belgesidir ve Avusturya'lı genç Müslüman'ların ötekileştirilmesidir. Bu tutum demokrasiye ve hukuk devletine vurulmaya çalışılan bir prangadır. Bu tutum barbar IŞID'in gençlerimize empoze etmeye çalıştığı; 'sizler kabul edilmiyorsunuz, dışlanıyorsunuz' düşüncesini tastikler niteliktedir.
 
Tasarıda yer alan bir madde (§ 2 Abs. 2 ve 3, § 4 Abs.3) yürürlüğe girecek olursa bu insanların din özgürlüğüne müdahele etmek anlamına gelecek ve eşitlik kavramının tam tersi olmuş olacak. Bu şekilde biz ülkede yaşayan Müslüman gençlere Avusturya'nın kendi ülkeleri olduğunu ve burda eşit haklara sahip olduklarını nasıl inandırabiliriz?
 
Akla şu soru gelmez mi; Eğer ülkede yaşayan her Müslüman potansiyel bir tehlike olarak görülüyorsa ve her Dünya'ya gelen yeni Müslüman çocuğu potansiyel suç işleme ön yargısı ile fişleniyorsa bu insanlar nasıl gururlu birer Avusturya Vatandaşı olsun ? Kendilerini nasıl Avusturya'lı hissetsin ve Avusturya'yı kendi vatanları olarak benimsesin ?
 
2. Bu İslam kuruluşlarının (IGGÖ) dışarıda bırakılarak hazırlanmış olan tasarının ülkede faliyet gösteren cemiyet ve kulüplerin farklılıkları ve bağımsızlığını yıkmak anlamındadır.
 
Bu tasarı bütün müslüman kuruluşlarını aşağılamaktır. Bu tasarı bütün İslam kuruluşlarını ve cemiyetleri ya aynı düşüncede olmak mecburiyetine itmek ya da dağılmak zorunluluğu getirmektir. Bütün cemiyetleri bir çatının altına sokup manevi değerlerini ve çalışma azmini yıkmak ve söz sahibi olabilme haklarını ellerinden almaktır. Cemiyetlerin ellerinden almaya çalışılan söz hakları ve çalışma azimleri bu kurumları farklı yöntemlere itmek anlamına gelmektedir. Bu tasarı dini özgürlük Hakkı'nın elden alınması demektir. Din ve devlet işlerinin ayrılmasını öngören kanun ile çelişkidir.
 
Özellikle §5 madde hükümete islami Kuruluşlar hakkında fikir ve karar verme hususunda açık kapı bırakmaktadır. Bu madde Prof. Heinz Mayer tarafından da kanunen illegal ve aykırı olarak tanımlanmıştır.
 
Bu madde diğer dinler için öngörülmemiş , mezhep ve cemaatlerin kabulü olan "Bekenntnissgemeinschaft" tan bir alıntıdır. Bu şu anlama geliyorki İslam dini mezheplerle aynı değerde tutuluyor ve Avusturya'da tanınmış diğer dinlerle aynı hakka ve hukuka sahip olamıyor.
 
3. Bu Tasarıyı hazırlayanlar Avusturyanın Avrupa'da örnek teşkil eden farklı dinlere karşı tutum ve yasanın zedelenmesine çanak tutmaktadır. Bizler Azınlığı rencide edici aşağılayıcı özel maddeleri kınıyoruz.
 
Bu tutum hem Vatanımız Avusturya'ya hemde demokrasiye sürülmek istenen bir lekedir. Bu sadece mükemmel işleyen bir modeli bozmakla kalmayıp , Avusturya'da yaklaşık 100 yıldır süregelen farklı düşüncedeki insanların birlikte huşu ve huzur içinde yaşamalarını zedelemek anlamına gelmektir.
 
4. Aşağılayıcı hususunu biraz açarsak; Yeni tasarı Müslüman avusturyalıları diğer dinin mensuplulardan bir çok hususta ayırıyor.
 
§ 15 madde İslam dini eğitimi hususunda Protestan dini yasasının bir alıntısı ancak birçok husus es geçilmiş. Protestan yasası evangelist kardeşlerimize kendi fakültelerini kurma ve yönetme imkanı garanti ediyor. Fakültedeki öğretim görevlilerinin evangelist dini mensubu olma şartını öngörüyor bu şekilde evangelist kilisesinin isteğini karşılamış oluyor. Bu madde evangelist kilisesinin eğitme ve yöneltme konusunda elini güçlendirirken aynı madde yeni İslam tasarısından çıkartılıyor.
 
Bu yasa yürürlüğe girmiş olsa evangelist dinine oranla öğretim üyeleri farklı dine mensup kişiler Tarafından atanabilecek bu şekilde devletin dini eğitimi istediği gibi yönlendirme imkanı olacak , bu bu şekilde kesinlikle kabul edilemez !
 
Bu anlamda camilerde sadece fakülteyi bitirmiş kişilerin eğitim verme yetkisi olacak, devlet tarafından yönlendirilen camiyi kabul etmeyen Müslümanlar camilere sırtlarını dönecekler, bu insanlar ibadetlerini nasıl yapacak ?
 
Arayış içine giren bu insanların radikal guruplara kayması daha kolay olacak. Bu tasarının sonucunun neler doğurabileceği ve olayın nerelere varabileceği tam anlamıyla düşünülmemiş kanaatindeyiz.
 
Bu sebepten dolayı;
 
Bu yeni tasarının tekrar elden geçirilmesini, tasarının düzenlenmesi esnasında İslam dinini temsil eden kurumlarla istişare edilmesi ve Müslüman'ların Hakları'nın korunmasını istiyoruz. Avusturya'da müslümanları temsil eden bilindik kurumlar Müslüman'ların öz iradesi ile seçmiş olduğu insanlardır.
Düzenlenecek Tasarıda §2Abs.2 ve 3 ve §4Abs.3 belirtildiği şekildeki maddeler kesinlikle çıkartılmalıdır.
 
Müslüman'ların yaşayış davranış ve ibadethaneleri ile Avusturya kanunları ile ters düştüğü îmâsı yok edilmelidir.Müslümanlar'a karşı şüpheci şekilde bakılması hiç bir şekilde tasvip edilemez.
 
Biz Müslüman'ların haklarının korunmasını ve diğer din mensupları ile eşit değerde tutulmasını istiyoruz. İstediğimiz eşit şartların yanı sıra sorumluluklarımızın da bilincindeyiz. Bizler sorumluluklarımızı bügünde kadar büyük bir azimle yerine getirmekteyiz. Müslümanların birbirleri ve diğer dine mensup insanlarla huşu içinde yaşamalarını ve birbirlerinin değerlerine saygı göstermelerini empoze edip, onlara Avusturya'lı Müslümanlar olarak topluma yetiştiriyoruz.
 
Eğitim ve öğretim hususunda §15 de bulunan maddenin düzeltilmesi ve Protestan dini mensuplarına tanınan hakların Müslümanlar içinde geçerli olmasını istiyoruz.
 
Sunulan bu yeni tasarının ülkedeki farklı cemaatlerin ve kuruluşların özeline ve çalışma sistemine müdahele ediyor olması değiştirilmeli bu Kurumların bağımsızlıkları korunmalı . Birçok farklı teşkilat ve cemaatlerin olması bir sorun değil , zenginlik olarak görülmeli.
 
Bu farklılığın bilincinde olan biz Avusturyalı Müslüman Gençler, Alevi vatandaşlarımızın da Hakları'nın korunduğu bir yasa oluşturulmalı. Kendi adımıza istediğimiz söz hakkını aynı şekilde Müslüman-Alevi kardeşlerimiz içinde istiyoruz.
 
Son olarak belirtmek isteriz ki; sunulan bu yeni İslam yasa tasarısının olduğu şekilde kabul edilmesi söz konusu olamaz. Avusturya'da yaşayan her insan eşit haklara sahip olmalı. Bu tasarının "mutlaka" elden geçirilmesi gerekmektedir.
 
Avusturya'da kabul edilmiş bütün dinlerin adil şekilde ve mutlak aynı haklara sahip olması gerekmektedir. Her türlü haksızlığın adaletsizliğin karşısındayız. 1912 yılından beri kabul edilmiş olan bir dinin mensupları olarak bu yeni tasarı ile 3§ maddede yer aldığı şekilde bir din değilde bir mezhep gibi görülmekteyiz.
 
 
 
 
 
Haber : Havadis Haber ekibi

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.