Bodensee’de meydana gelen ve bir kişinin hayatını kaybettiği tekne kazasına ilişkin Feldkirch Eyalet Mahkemesi’nde görülen dava, Avusturya hukukunda sanık ile tanık arasındaki önemli bir farkı yeniden gündeme getirdi. Sanıkların savunma kapsamında gerçeğe aykırı beyanda bulunmaları tek başına cezalandırılmazken, tanıkların mahkemede doğruyu söyleme yükümlülüğü bulunuyor.

Bodensee’deki ölümcül tekne kazasıyla ilgili cinayet suçlamasıyla görülen dava birçok açıdan dikkat çekti. Sanık, ilk davadaki ifadesini tamamen değiştirirken, savcı da cinayet suçlamasını yöneltmek zorunda olduğunu ancak kendisinin olayda öldürme kastı bulunduğuna inanmadığını açıkladı.

Sanık ilk davada doğruyu söylemediğini kabul etti

Duruşmanın hemen başında sanık, nisan ayında görülen ve o dönemde taksirle ölüme neden olma suçlamasının ele alındığı ilk davada gerçeği söylemediğini açıkladı.

Sanık, motorlu teknesiyle bir yelkenliye ölümcül şekilde çarpmadan önce dikkatinin dağıldığını bu kez kabul etti.

İlk bakışta sanığın daha önce mahkemede gerçeğe aykırı ifade verdiğini kabul etmesinin ayrıca cezai sonuç doğurabileceği düşünülebilir. Ancak Avusturya hukukunda sanıklar açısından durum farklı.

Tanık doğruyu söylemek zorunda, sanık değil

Sanıklar kendilerini suçlayacak beyanda bulunmaya zorlanamıyor. Bu nedenle savunmalarına yardımcı olacağını düşündükleri durumlarda gerçeğe aykırı açıklamalar yapmaları, tanıklarda olduğu gibi “yalan ifade” nedeniyle ayrıca cezalandırılmalarına yol açmıyor.

Tanıklar için ise aynı durum geçerli değil. Mahkeme önünde ifade veren tanıkların doğruyu söyleme yükümlülüğü bulunuyor. Gerçeğe aykırı ifade verilmesi hâlinde tanık hakkında ayrıca ceza soruşturması başlatılabiliyor.

Yalan tanıklık, basit bir ihlal olarak değerlendirilmiyor ve ciddi cezai sonuçlar doğurabiliyor.

Sanığın da aşamayacağı bir sınır var

Sanıkların savunma kapsamında gerçeğe aykırı beyanda bulunabilmeleri, başka kişileri haksız yere suçlayabilecekleri anlamına gelmiyor.

Örneğin cinayetle suçlanan bir kişinin, suçu kendisinin değil başka bir kişinin işlediğini ileri sürerek o kişiyi haksız yere suçlaması durumunda iftira nedeniyle hakkında ayrıca ceza soruşturması açılabiliyor.

Dolayısıyla sanığın kendisini savunma hakkı geniş olsa da bu hak, suçu işlemediği bilinen başka bir kişiye suç isnat etme hakkını kapsamıyor.

Tanıkların değişen ifadeleri de incelenecek

Bodensee’deki davada yalnızca sanığın değil, kaza sırasında motorlu teknede bulunan tanıkların da önceki ifadelerini değiştirmesi dikkat çekti.

Tanıklar hakkında gerçeğe aykırı ifade nedeniyle dava açılıp açılmayacağı henüz belli değil.

Savcı, duruşmanın ardından yaptığı açıklamada, öncelikle duruşma tutanaklarının hazırlanmasını bekleyeceklerini, ardından hukuki seçeneklerin değerlendirileceğini belirtti.

Savcı cinayet olduğuna inanmadığı hâlde neden cinayet suçlaması yaptı?

Davanın dikkat çeken bir diğer noktası ise savcının açıklaması oldu. Savcı, davanın cinayet suçlamasıyla görülmesine rağmen kendisinin olayda öldürme kastı bulunduğuna inanmadığını söyledi. Savcıya göre olay hâlen taksirle ölüme neden olma kapsamında değerlendirilmeli.

Buna rağmen cinayet suçlamasının mahkemeye taşınmasının nedeni ise hukuki süreçten kaynaklanıyor.

26 yaşındaki sanık ilk olarak geçtiğimiz ilkbaharda taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla hâkim karşısına çıkmıştı. Ancak sanığın o dönemde verdiği ifadeler, olayda öldürme kastı bulunabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

Bunun üzerine hâkim, olayın cinayet kapsamında değerlendirilmesi gerekebileceğine ve böyle bir davaya tek hâkim olarak bakma yetkisinin bulunmadığına karar verdi. Avusturya Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca cinayet davalarının jüri mahkemesinde görülmesi gerekiyor.

Bu nedenle dosya cinayet suçlamasıyla yeniden mahkemeye taşındı. Yapılan yargılama sonucunda ise sanık, yeniden taksirle ölüme neden olma suçundan suçlu bulundu. Karar henüz kesinleşmedi.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.