HaK derneğinin (Heimat aller Kulturen) düzenlediği programa konuk olan yazar Hayati İnanç'ı dinlemek için gelen davetliler, salonun dışına taştı. 

Çok sayıda konuk İnanç'ı dinlemek için etkinliğin düzenlendiği Dornbirn G3 salonuna akın ederken, Vorarlberg’te ikamet eden vatandaşların yanı sıra Almanya ve İsviçre’dende çok sayıda konuk programa ilgi gösterdi. Şair Şeyh Galip'in kaleme aldığı divanından okuduğu mısralarla konuşmaya başlayan İnanç, her mısrayı daha iyi anlaşılması için detaylı şekilde açıkladı. 

"Allah'ı ve ölümü unutma"

Kendine has mizahi anlatımı ile ölüm konusuna da değinen İnanç, şunları söyledi: "Ölümü hatırlayan insan güzelleşir, unutan canavarlaşır. Herkes ölür ama herkes yaşamaz. Ölümü hatırlayarak geçen hayata hayat denir. Hatırlamalıdır. Hatırlamak iyidir. Allah'ı ve ölümü unutma. Yaptığın iyiliği ve gördüğün kötülüğü unut." Sözleriyle kimi zaman güldüren kimi zaman düşündüren İnanç, programda; Şair Nabi, Şeyh Galip, Baki, Yunus Emre'den okuduğu beyitlerle dinleyicileri Divan Edebiyatı ve Halk Edebiyatı'nın nadide dünyası ve eserleri arasında dolaştırdı İnanç, peygamberimiz için yazılmış naatlardan örnekler de okudu. 

Kanuni Sultan Süleyman 

Yazar Hayati İnanç, Osmanlı imparatorluğu Padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman’ın beyitlerinden örnekler verirken, salonda kendisini pür dikkat dinleyen konuklara iki buçuk saat boyunca doyumsuz bir konferans verdi. Hayati İnanç’ın sunumuyla Kanuni Sultan Süleyman ve bazı beyitleri;

Inanç: Efendim klasik şiirimizin en büyük ustalarından biri Muhibbî’ dir. Yani Kanuni Sultan Süleyman. Devrinde ikinci büyük devletin başı yani Avusturya İmparatorunun Osmanlı’daki protokol muadili Sultan, Sadrazam ve Reisülküttap (Dışişleri Bakanı) değil de dördüncü kademe olmak üzere Kırım Hanı Gazi Giray idi.

Devlet başkanı olmasaydı bile şiir kudreti ile bugün anmakta olacağımız Kanuni merhum 46 yıl tahtta kaldı bilindiği gibi. En meşhur vasıflarından biri sanat erbabına gösterdiği iltifat ve teveccühtür.

“Yaptığın üç isabetli işi say deseler, biri muhakkak şair Bâkî’yi İstanbul’a getirip insanlığa kazandırmamdır” diyen Kanuni merhum şu mısraların sahibidir malum olduğu üzere:

Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

Saltanat dedikleri bir cihân gavgâsıdır Olmaya saltanat cihânda vahdet gibi

Ko bu ayş ü ışreti çün kim fenâdır âkıbet Yâr-i bâkî ister isen olmaya tâat gibi

Olsa kumlar sayısınca ömrüne hadd ü aded Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sâat gibi

Yâr-ı bâkî ister isen ey Muhibbî fâriğ ol Olmaya râhat makâmı kûşe-i uzlet gibi

Kimi ar’ar dedi kadd-i dildâra kimi elif Cümlenin maksûdı bir ammâ rivâyet muhtelif
[Yârin muhteşem endâmını görünce bazıları ardıç ağacına benzetti, bazıları da elif harfine. Aynı şeyi söylemek istiyorlar tabii ama üslûp alimde başka câhilde başka; herkes meşrebince ifâde ediyor; öyle ya “Üslûb-i beyân, ayniyle insân!”]

Bî-vefâ yârin Muhibbî cevrini ma’zûr tut Yârsız kalır cihânda ayıpsız yâr isteyen

Bir sebeple o kadar iltifat ettiği şair Bâkî’ye öfkelenen Kanuni merhum şiir kudretini konuşturarak onu memleketine sürgün yönünde ferman ısdâr eder:

Baki bed / Azm-i bülend / Bursa’ ya red / Nefy-i ebed
[Bâkî kötü adam; yüksek kararım odur ki –memleketi olan- Bursa’ya gönderilsin, bir daha da gözüm görmesin]

Fakat!

Sultanın bu şiiri, şiirin sultanına çarpınca aşağıdaki 4 şimşek çakar:

N’ola kim nefy-i ebed azm-i bülend olunsa ey Bâkî Bilesin ki cihân mülkü değil Süleymân’a bâkî Şâhâ! azminde isbât-ı tehevvür ettin ammâ Buna fânî dünyâ dirler, ne sen bâkî ne ben bâkî

Şairler Sultanı Bâkî’ nin fermanı tebellüğ ettiği anda irticâlen söylediği bu dört mısra birisi tarafından not edilip padişaha takdim edildiğinde; ferman geri alınmıştır ve Bâkî merhûm İstanbul’da yaşayıp yine orada vefat etmiştir.

Mânâ murâd olundukta:

1. Şâir kendine hitâben nasîhat ve tesellî makâmında şöyle demektedir: Üzme kendini, ne olur ki Sultan’ın yüksek kararı senin Âsitâneden, Sultân’ın yanından uzaklaştırılman yönünde olsa (bundan bir şey çıkmaz!) (Nitekim)

2. Hazret-i Süleyman Peygamber kasdedilerek; dünyâ O’ na (aleyhisselâm) bile kalmadı (bu Süleymân’ a mı kalacak?) (Bu isim benzerliği hatırlanmasa düpedüz muhatap Sultân olmaktadır)

3. Pâdişâhım! Kararınızda –sıklıkla vâkî olduğu üzere- celâliniz, gazabınız pek sarih biçimde görülüyor (Mâşâallah, iyi de kızıyorsunuz). Amma!

4. Unutmayın ki bu dünyâ geçicidir, bana kalmadığı gibi, size de kalmaz.
Tahmin edileceği üzere, Kanûnî merhum fermanını geri almıştır ve Bâkî İstanbul’da yaşayıp Kanuni’ den tam 34 yıl sonra, orada ölmüştür. Kabri Eyüp kabristanındadır” dedi.

Yazar Hayati İnanç’ın üstat Necip Fazıl Kısakürek ile ilgili anlattığı anısı verdiği konferansın adeta en can alıcı anlarından biri oldu. Çok istemesine ve yaklaşık dört yıl boyunca her gün kapısından geçmesine rağmen bir türlü cesaret edip kapısını çalamadığı Necip Fazıl Kısakürek’in vefat ilanında yazılı beyitin hayatında unutamadığı en ilginç olaylardan biri olduğunu belirten İnanç, bir gazetede gördüğü vefat ilanında o kadar çok seçenek var iken,  ‘ Ey genç adam, yolumu adım adım bilirsin! Erken gel, beni evde bulamayabilirsin!’ olduğunu anlattı. İki buçuk saat süren konferansında konuklara vasiyetinide  açıklayan yazar, kıyamet günü vebal altında kalmamak adına şu beş kitabın okunmasını vasiyet etti. 

·         Mızraklı İlmihâl – Miftâhul Cennet

·         Şevâhid-ün Nübüvve

·         Fener Patriği V. Gregorius’un, Rus Çarı II. Alexander’a mektubu

·         Yusuf Aleyhisselâm

·         Kıyâmet ve Âhıret

Uzun süre ayakta alkışlanan Hayati İnanç’a HaK derneği özel bir hediye takdim ederken, dünyada başka bir eşi olmayan nakış ile işlenmiş iki adet pul armağan hediye edildi. Programın sonunda konuklar ile Hasbihal eden İnanç, daha sonra konukların isteği doğrultusunda kitabını imzaladı. 

 

Copyright ©  www.havadis.at. Tüm Hakları Saklıdır. Havadis.at yayımladığı haber, fotoğraf ve görüntü ile internet ve wap için oluşturduğu her türlü bilgi, havadis.at yönetiminin izini olmadan hiçbir şekilde kullanılamaz.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.