Viyana merkezli yeni bir araştırma, ekonomik tasarruf paketlerinin hükümetler üzerinde ciddi siyasi risk oluşturduğunu ortaya koydu. Özellikle kriz dönemlerinde yapılan kesintilerin halk desteğini hızla düşürdüğü belirtildi.
Viyana Uluslararası Ekonomi Karşılaştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan kapsamlı araştırmada, 1980 ile 2020 yılları arasında 17 OECD ülkesindeki bütçe tasarruf politikaları incelendi.
Araştırmaya göre hükümetlerin uyguladığı tasarruf paketleri seçmen desteğini doğrudan etkiliyor. Özellikle ekonomik durgunluk dönemlerinde yapılan kesintilerin halk arasında ciddi memnuniyetsizlik yarattığı ifade edildi.
Çalışmanın en dikkat çeken sonucu ise bütçe açığını milli gelirin yüzde 1’i kadar azaltan tasarruf programlarının hükümet desteğini ortalama 1,6 puan düşürmesi oldu.
Uzmanlara göre bu durumun temel nedeni ekonomik büyümenin yavaşlaması ve işsizliğin artması.
Araştırmada, ekonomik kriz dönemlerinde uygulanan tasarruf paketlerinin siyasi etkisinin çok daha ağır olduğu vurgulandı. Buna göre durgunluk dönemlerinde yapılan aynı büyüklükteki kesintiler hükümet desteğini ortalama 2,1 puan azaltıyor.
Ekonomik büyüme dönemlerinde ise bu etkinin neredeyse hissedilmediği belirtildi.
Uzmanlar, ekonomik daralma sırasında yapılan kemer sıkma politikalarının piyasayı daha da baskı altına aldığını ve işsizliği artırarak toplumsal tepkiyi büyüttüğünü ifade ediyor.
Araştırmada ayrıca tasarruf politikalarının protesto ve grev riskini de yükselttiği ortaya çıktı.
Buna göre bütçe kesintileri sonrası hükümet karşıtı gösteri ihtimali yaklaşık yüzde 7,5 artarken, genel grev ihtimali de yüzde 7,8 yükseliyor.
Hükümet krizlerinin yaşanma olasılığında ise yüzde 17,5’lik artış tespit edildi.
Araştırmacılar, yalnızca harcama kesintilerine dayanan tasarruf paketlerinin toplumda daha sert tepki yarattığını belirtti. Gelir artırıcı önlemlerle desteklenen dengeli programların ise siyasi zararı azaltabildiği ifade edildi.
Uzmanlara göre yalnızca vatandaş üzerindeki yükü artıran kesinti politikaları ekonomik büyümeyi daha fazla zayıflatıyor ve hükümetlerin istikrarını riske atıyor.
