Avusturya’da yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte yürürlüğe giren başörtüsü yasağının ilk bilançosu ortaya çıktı.
Eğitim Bakanı Christoph Wiederkehr’in (NEOS) verdiği bilgilere göre ilk iki haftada ülke genelinde yaklaşık 80 vaka eğitim müdürlüklerine ulaştı. Bunların 55’i Viyana’da kaydedildi. Viyana’daki vakaların 34’ü Gymnasium, 19’u Mittelschule, ikisi ise Sonderschule öğrencileriyle ilgili.
Wiederkehr, rakamların beklenenden düşük olduğunu belirterek düzenlemenin uygulamada yerleştiğini ve öğrenciler ile ailelerin önceden bilgilendirilmesinin sonuç verdiğini savundu.
Ancak düşük vaka sayısı, aylardır devam eden temel tartışmayı ortadan kaldırmıyor:
Devlet, yalnızca belirli bir dinin kıyafetini hedef alan bir yasakla gerçekten kız çocuklarının özgürlüğünü mü koruyor, yoksa Müslüman kızların dini görünürlüğüne özel bir sınırlama mı getiriyor?
Yasa özellikle İslami başörtüsünü kapsıyor
Düzenlemenin kapsamı bu tartışmanın merkezinde bulunuyor.
Resmî düzenlemeye göre 14 yaşını doldurmamış kız öğrencilerin kamu ve özel okulların bina ve arazilerinde “İslami geleneklere göre başı örten” başörtüsü kullanmaları yasak.
Hükümet düzenlemeyi, küçük yaştaki kızları toplumsal veya dini baskıdan korumayı ve onların kendi kararlarını verebilmelerini güçlendirmeyi amaçlayan bir uygulama olarak savunuyor. Buna karşılık eleştirmenler, yalnızca İslami başörtüsünün hedef alınmasının ayrımcılık ve din özgürlüğü açısından sorun oluşturduğunu savunuyor.
Önce çocukla, ardından aileyle görüşülüyor
Bir öğrencinin başörtüsüyle okula gelmesi durumunda önce başörtüsünü çıkarması isteniyor. Sorun çözülmezse okul yönetimi devreye giriyor ve velilerle görüşme gerçekleştiriliyor.
Sonraki aşamada dosya eğitim müdürlüğüne taşınabiliyor. Sürecin sonunda ise veliler hakkında idari işlem ve para cezası gündeme gelebiliyor.
Steiermark’ta gerçekleştirilen ilk görüşmelerde şimdiye kadar ailelerle uzlaşmaya varıldığı bildirildi.
“Başarı” demek için erken mi?
Bakan Wiederkehr yaklaşık 80 vakayı yasanın iyi işlediğinin göstergesi olarak değerlendiriyor. Ancak rakamların tek başına yasanın toplumsal veya hukuki açıdan başarılı olduğunu gösterip göstermediği ayrı bir tartışma konusu.
Çünkü bir yasağa uyulması ile o yasağın ayrımcılık yapıp yapmadığı veya temel haklarla bağdaşıp bağdaşmadığı aynı soru değil.
Nitekim düzenleme yürürlüğe girmeden önce yapılan başvurularda Anayasa Mahkemesi (VfGH) yasağın içeriği hakkında karar vermedi. Başvurular, yasa henüz yürürlükte olmadığı ve başvuranların o tarihte doğrudan etkilenmediği gerekçesiyle usulen reddedildi. Dolayısıyla yasağın esas bakımından Anayasa'ya uygunluğu konusunda o kararla nihai bir hüküm verilmiş olmadı.
Wiederkehr ise hazırlanan düzenlemenin Anayasa'ya uygun olduğuna inandığını, ancak nihai değerlendirmenin VfGH tarafından yapılacağını daha önce kendisi de ifade etmişti.
Bu nedenle bugün açıklanan rakamlar, yasağın uygulanmasına ilişkin ilk tabloyu ortaya koyuyor.
Başörtüsü yasağının din özgürlüğü, eşitlik ve çocukların kendi kararlarını verebilmesi bakımından nasıl değerlendirileceğine ilişkin tartışma ise henüz kapanmış değil.
