Avusturya parlementosu bağımsız milletvekili Martha Bißman mecliste yaptığı konuşmasında başbakan Başbakan Sebastian Kurz ve Başbakan Yardımcısı HC Strache'nin gözünün içine bakarak ırkçı siyaseti eleştirdi

Avusturya’da yeni hükümet ile iyice hortlayan  ancak ne yazıkki normalleşen ırkçı siyasete sonunda bir bağımsız milletvekili meclisteki konuşması ile vurgu yaptı ve ''Yeter artık'' dedi.

Doğruları söylemek bazen yürek ister

Bir çok siyasinin ima ettiği ancak oy kaygısı ile dillendirmekte çekindiği Avusturya hükümetinin ırkçı politikasına daha fazla sessiz kalamayan bir kadın milletvekili Salı günü gerçekleşen meclis toplantısında bu önemli konuya vurgu yaptı.

Meclise Liste Pilz ile giren ancak daha sonra partiden ayrılan bağımsız milletvekili Martha Bißman'ın yaptığı konuşma damga vurdu. Bißman çantasında getirdiği bir pelüş bebeği (Bıyıklı ve fesli) masaya koyarak, ''Bu bebeği artık hepimiz tanıyoruz. Bu bebek, FPÖ partisinin uygulamaya sokulacak yeni e-cart tanıtım videosunda kullandığı Ali'' dedi. 

Bißman, yaklaşık beş dakika süren konuşmasında Ali'nin hayatını mecliste oturan milletvekilleri ile başbakan ve başbakan yardımcısına hatırlattı.

Bißman konuşmasında; ''Ali 1964 yılında Avrupa'nın işçi gücü istemesiyle ülkesinden kalkarak elinde bir tahta valiz ile Avusturya yolunu tuttu. Yanında, sürekli göğsünün üzerindeki cebinde taşıdığı siyah beyaz bir aile fotoğrafından başka bir şey yoktu. Ali, gelir gelmez en ağır işlerde çalışarak hem rızkını kazandı hem de vergisini vererek ülkenin kalkınmasına katkıda bulundu. Ali, çok büyük zorluklar çekti, yatacak doğru dürüst bir yatağı dahi yoktu, ama azimliydi ve yılmadan çalışmaya devam etti. Ali'nin yaşadığı bu sıkıntılara bugün kimse değinmiyor, niye değinsinler ki; zira Ali'yi sosyal sistemi soyan kişi ve tembellik ile itham etmek ve onun üzerinden siyaset yapmak daha kolay'' dedi. 

Bißman ayrıca; ''Avusturya'ya geldikten bir kaç yıl sonra Ali sonunda eşini de yanına aldı. Ali, eşi ve üç çocuğu ile 40 metrekarelik bir daireye taşındı. Ev rutubetliydi, banyosu yoktu, mutfağı yoktu tuvalet ise müşterekti ama Ali umutluydu. Çiftin Avusturya'da dünyaya gelen çocukları Mustafa ve Emine küçük yaşta tercümanlık görevinin ne demek olduğunu öğrendiler; zira onlar anne ve babalarına tercümanlığını yapmak zorundaydılar. Mustafa ve Emine diğer arkadaşları gibi refah ve rahat içerisinde yetişmediler. Bugün Mustafa'lar ve Emine'ler doktor, avukat ve memur oldukları halde, ülkeyi yöneten siyasilerin ırkçı siyaset anlayışları nedeniyle kriminalize ediliyorlar'' dedi.

Bißman büyük ilgi çeken konuşamasına; ''Sebebi ise, nerden çıktığı bilinmeyen ve gerçekliği kanıtlanmamış bir liste nedeniyle. Çünkü bu listede Ali’nin de ismi var. Söz konusu listeye göre Ali'nin ve ailesinin Avusturya vatandaşlığının yanı sıra Türk vatandaşlığıda olduğu iddia ediliyor. Kanıtlanmamış ve meçhul bir liste nedeniyle vergisini ödeyen Ali'ler ve Mustafa'lar bir genelleme yapılarak suçlu olarak gösteriliyor. Şimdi kendilerinden Türk vatandaşı olmadıklarını kanıtlayan belge getirmeleri isteniyor. Aksi taktirde Avusturya vatandaşlıkları ve bu güne kadar tırnakları ile mücadele ederek kurdukları yaşamları ellerinden alınmak ile tehdit ediliyorlar. Bu şekilde geçim kaynakları tehlikeye atılıyor. 

Toplumu ayrıştırmayı bırakın. Ali'ler ile Alfred'leri, Yasemin'ler ile Yasmin'leri birbirine kışkırtmayı artık bırakın; zira dışarda birlikte aynı hayatı paylaşan, bir birleri ile komşuluk yapan, okullarda birlikte derse giren ve teneffüslerde sohbet eden onlar. Birlikte gülüp birlikte üzülen, inşaatlarda ekmeklerini paylaşan onlar. Zira, sosyal soğukluğu hisseden sadece Ali'ler değil, Sabine'ler de aynı dertten muzdarip. 

Ali'ye gereken saygıyı ve hak ettiği değeri göstermek hepimizin sorumluluğu, hani Hristiyanın sosyal değerlere gösterdiği saygı nerde? Hani ülkede yaşayan her insanın hak ettiği sosyal sıcaklık nerde? Ne yazıkki benim hissettiğim, ayrımlaştırıcılık ve ötekileştirme. Aslında sorulması gereken en önemli ve en büyük soru 'Birlikte yaşamayı ve bir birbirimize sarılmayı nasıl sağlarız' olmalı'' dedi. 

Martha Bißman sözlerini, anlattığı hikayeyi kendisi ile paylaşan aktivist Muhammed Yüksek'e teşekkür ederek tamamladı.

 

Copyright © 2018 www.havadis.at. Tüm Hakları Saklıdır. Havadis.at yayımladığı haber, fotoğraf ve görüntü ile internet ve wap için oluşturduğu her türlü bilgi, havadis.at yönetiminin izini olmadan hiçbir şekilde kullanılamaz. 

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.