Avusturya’da hükümet krizinin ardından, Eski İçişleri Bakanı Karl Nehammer’ın başbakanlığında kurulan Hıristiyan Halkçı Parti (ÖVP) ve Yeşiller koalisyonunda gerilim ve çalkalanmaların ardı arkası kesilmiyor.

Yolsuzluk soruşturması nedeniyle Aralık 2021’de siyaseti bırakan Eski Başbakan Sebastian Kurz’a yakınlığı bilinen Tarım Bakanı Elisabeth Köstinger ve Ekonomi Bakanı Margarete Schramböck art arda istifalarını sundu. İstifaların ÖVP’nin bu cumartesi düzenlenecek kongresi öncesinde gelmesi dikkat çekti. Kongreye Sebastian Kurz’un katılıp katılmayacağı ve siyasete yeniden dönüp dönmeyeceği hakkında speskülasyonlar ise devam ediyor. 

Bild:Kontrast.at

Ekonomi ve Yolsuzluk Cumhuriyet Başsavcılığı (WKStA) tarafından soruşturması devam eden Eski Başbakan Kurz, son olarak ABD’nin Seattle kentinde Avusturyalı milyarder ve yakın dostu Peter Thiel’in şirketinde “küresel stratejist” olarak bir göreve başlamıştı. Kurz’un şirkette tam olarak ne işle meşgul olduğu ise bilinmiyor. 

35 yaşındaki Kurz siyasetten ayrılış sebebini yeni doğan çocuğuna ve ailesine daha fazla vakit ayrıma kararıyla gerekçelendirmişti. Sosyal medyada aktif olarak patronlar, zenginler ve yatırımcılar ile koşturduğu işleri paylaşan Kurz’un bakanlık görevlerinden istifa eden yakın dostlarına siyasetin dışında “yeni kariyer olanakları” oluşturduğu fikri söylentiler arasında. 

Sosyal medyada tepkisini dile getiren ÖVP seçmenleri ise, “Avrupa muhafazakarların umudu” olan Sebastian Kurz ve yakın dostlarını “Batan gemiden kaçan fareler” olarak nitelendirdi. 

İSTİFA EDEN BAKANLARIN KARNESİ ZAYIF

Hükümetin çalışmalarından büyük oranda hoşnutsuz olan seçmen kitlesi, son olarak istifa beyanını dile getirmiş olan Bakan Köstinger ile ilgili de zayıf not verdi. 

Köstinger, zehirli madde olan Glyphospat’ın tarımda kullanımını yasaklatmaması ve kesim hayvanlarının yaşadıkları kötü koşullar ile ilgili; çevreciler, hayvan koruma dernek ve oluşumları ve tarım ile ilgili çeşitli kesimlerin taleplerine kulak asmamıştı. Öte yandan özellikle pandemi döneminde otel zincirlerinin taleplerine yönelik karar ve uygulamaları ile uğradıkları zararları devlet bütçesinden karşılamak konusunda ise oldukça hızlı hareket etmişti.  

İstifa eden diğer Bakan Schramböck ise pandemi döneminde krize rağmen zenginliğine zenginlik katan büyük şirketlere devlet yardımlarının verilmesi ve kısa zamanlı işçilerinin ücretlerinin karşılanması ile büyük tepki toplamıştı. 

Böylelikle pandemi döneminde aldıkları kararlar ve uygulamalar ile seçmenin antipatisini kazanmış olan Eğitim Bakanı Heinz Fassmann’dan sonra Maliye Bakanı Gernot Blümel ile birlikte, Köstinger ve Schramböck, “Kurz hükmetinin” istifa eden üçüncü ve dördüncü bakanları oldular.

HAYAT PAHALILIĞI ARTIYOR

Avusturya’da da artan hayat pahalılığı ve yüzde 7’nin üzerine çıkarak son yirmi yılda görülmüş en yüksek enflasyon oranına ulaşılmasına Ukrayna krizi ile ilintili olarak enerji ve ham madde kaynaklarının zamlanmasının eklenmesi, yanı sıra tedarik zincirinde yaşanılan aksaklıklar, Avusturyalılarda gelecek kaygısı ve tedirginliği tırmandırdı. 

Uzun süre pandemi gerekçesiyle erken seçimlere karşı çıkan siyasi partilerden ve hükümetten son derece hoşnutsuz olan seçmen, kendi iradesini ortaya koymak ve siyasetçileri göreve çağırmak adına son yıllara kıyasla en yüksek oranda ‘meclise başvuru’ (Volksbegehren) yaptı. 

Başvuru yapılan konular ise konut temel hakkı, hayat pahalılığı, AB ortalamasında göre en düşük oranda olan işsiz ücretleri, ülkenin tarafsızlığı ve ırkçılık. Bu konuların mecliste tartışılabilmesi için her biri için 100 bin imza toplanması gerekiyor. 

ERKEN SEÇİM OLUR MU?

Avusturya’da henüz halihazırda bir alternatif siyasi cephe veya ittifak görünmüyor. Bununla birlikte, olası bir erken seçimde yeniden sosyal demokratların hükümette olacağı bir sonuç bekleniyor. Özellikle hükümetin koalisyon ortağı ve aslında ÖVP’nin aşırı hamle ve hareketlerini dengelemesi beklentisiyle koalisyon ortaklığına seçtirilen Yeşiller partisi de artık bir alternatif sayılmıyor ve bir sonraki seçimlerde -2017’de olduğu gibi- cezalandırılacağı öngörülüyor. 2017 yılında Yeşiller parlamento dışına itilmiş ve devre dışı kalmıştı. 

Öte yandan, Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ve ırkçı Özgürlükçü Parti (FPÖ) ise erken seçim taleplerini dile getirmeye başladılar. 1 Mayıs yürüyüş ve mitinglerini de adeta seçimlere hazırlık niteliğinde kullanan bu iki parti, erken seçimler için koşulların uygun olduğuna ikna olmuş ve olası bir seçime hazır görünüyorlar. 

Sosyalizm ve komünizm düşmanlığı ve itibarsızlaştırma saldırıları karşısında daha temkinli hareket etmeyi tercih eden “sol” grup ve yapılanmaların ise bir erken seçime ne kadar hazır oldukları tartışılır durumda. Solda alternatif cephe meselesi ele alınmayı bekliyor. 

BAŞBAKANIN UKRAYNA-RUSYA ZİYARETLERİ

Bu arada sürpriz bir şekilde Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’i ziyarete giden Başbakan Nehammer ardından bir de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ziyaret edince, beklediği popülist beğeni ve alkış yerine önemli bir seçmen kitlesinin tepkisini üzerine çekti. Nehammer’in Putin ile “Neyin pazarlığını yaptığı” konusu tartışılırken, Rusya’nın “doğal gazı kesme” tehdidi konusunda Avusturya için herhangi bir sorunun kalmadığı kısa süre sonra anlaşıldı. Gazsız kalma riskini göze alamayacağını ifade eden Avusturya yönetimi, aynı şekilde, ABD ve İngiltere’nin baskısıyla sürdürülen yaptırım uygulamaları kararlarına da yanıt vermiyor. 

Kamuoyu araştırmalarına göre ise Nehammer’in Ukrayna ve Rusya ziyareti sadece yüzde 28 oranında “Olumlu bir adım” olarak nitelendirilmiş. Buna rağmen yine araştırmalara göre Avusturyalılar, İkinci Dünya/Paylaşım Savaşı’ndan sonra anayasal güvence altına alınmış olan ‘tarafsız bir devlet’ olma ve kalma tutumunu yüzde 91 oranında önemsemeye devam ediyor.

 

Kaynak:evrensel.net/Zeynep ARSLAN