Vorarlberg’de tüketicilerin cüzdanlarında giderek daha fazla müşterikartı bulunuyor. Pek çok işletme, yalnızca bu kartlar aracılığıyla indirim sunuyor; kart edinmek için ise kişisel verilerin paylaşılması gerekiyor. Bu model uzun süredir çevrim içi alışverişte kullanılsa da artık mağazalarda da standart hâline geliyor. Çoğu işletme fiziksel kart yerine akıllı telefon uygulamalarına yöneliyor ve uygulama kullanımı için de kişisel bilgi girişi talep ediliyor.
Arbeiterkammer’in (AK) tüketici koruma birimi bu eğilime karşı uyarıyor. İndirimlerin cazibesinin, tüketicilerin diğer mağazalardaki fiyatları karşılaştırma alışkanlığını zayıflattığına dikkat çekiliyor. Böylece, indirimli gibi görünen alışverişlerin sonunda daha pahalıya mal olabileceği ifade ediliyor.
AK ayrıca veri koruma açısından da dikkatli olunmasını öneriyor. Tüketicilere, hangi uygulama ve kartların gerçekten gerekli olduğunu değerlendirmeleri ve hangi verileri paylaştıklarını gözden geçirmeleri tavsiye ediliyor. Doğum tarihi veya adres gibi bilgiler çoğu durumda zorunlu değil; çoğu uygulama için bir e-posta adresi yeterli olabiliyor. Ancak müşterikartı kullanan herkese açık olan gerçeklik şu: Yapılan her alışveriş kayıt altına alınabilir ve bu veriler ayrıntılı bir müşteri profili oluşturulmasına imkân tanır.
Daha fazla veri güvenliği sağlamak isteyen tüketiciler, kartın ait olduğu şirkete çevrim içi bir “bilgi talebi” (Auskunftsbegehren) göndererek hangi verilerin saklandığını görebiliyor. Verilerin işlenmesinin istenmediği durumlarda silme talebi de yapılabiliyor; ancak tekil alışveriş kayıtlarına değil, yalnızca kullanıcıyla ilişkilendirilen veri setlerine erişilebiliyor.
Kişisel verilerin ekonomik değeri giderek artıyor. WU Wien’den Verena Dorner’in açıklamalarına göre, sosyal medya platformları kullanıcı başına ortalama geliri ABD’de yaklaşık 56 dolar, Avrupa’da ise yaklaşık 20 dolar olarak hesaplıyor. Küresel veri aracılığı (data broker) pazarının 2028’e kadar 500 milyar dolar büyüklüğe ulaşması öngörülüyor. Bu rakamlar kişisel verilerin ticari açıdan ne kadar değerli olduğunu ortaya koyuyor.
Şirketler topladıkları verileri analiz ederek hedefe yönelik teklifler geliştiriyor ve bu sayede satışlarını artırıyor. Bazı firmalar verileri veri aracısı şirketlere satarak ek gelir elde ediyor. Avrupa Birliği ise Data Governance Act ve Data Act ile veri kullanımında şeffaflığı artırmayı hedefliyor. Buna rağmen şeffaflık yükümlülüklerinin ihlali nedeniyle zaman zaman para cezaları gündeme geliyor. Dorner, şirketlerin kullanıcıların verilerine erişim talep etme hakkını tanımak zorunda olduğunu hatırlatıyor.
