volkan.meral @ havadis.at

2 Kasım 2020’de Viyana’da düzenlenen terör saldırısında sokaklar kana bulanmış ve akabinde Avusturya gündemi daha sonra ilgili yetkili kurumların ardı sıra ortaya çıkan ihmalleriyle sarsılmıştı.

Saldırı esnasında canlarını ortaya koyup Polis memurlarına ve halka yardımcı olmaktan bir an bile tereddüt etmeyen Türk gençlerimiz Recep Tayyip Gültekin ve Mikail Özen bizleri gururlandırmış ve belkide Müslümanlara karşı olabilecek bir yaptırımın önüne geçmişlerdi.

Viyana'da düzenlenen terör saldırısından sonra Avusturya’da ÖVP ve Yeşiller Koalisyonu Hükümeti, Anti-Terör Paketi adı altında bir yasa çıkartacaklarının sinyalini vermişlerdi. Entegrasyon'dan sorumlu Bakan Susanne Raab (ÖVP) ilk etapta hedefin “siyasal İslamcı yapılar” olduğunu ifade etti. Bakan, yurtdışından gelen imamları dijital bir kayıt sistemi ile kayıt altına alınması gerektiğini söylemişti.

Avusturya İslam Toplumu (İGGÖ) başkanı Ümit Vural imamların zaten İGGÖ çatısı altında olduklarını ve kayıtlarının mevcut olduğunu belirtse de hükümet İGGÖ'nün iç işlerine müdehale etme yolunda çıkarttıkları kanunlar üzerinde ısrarcı bir şekilde çalışmaya devam etti. 

Sözde anti terör paketini açıkça ayrımcı bir tasarıdır

Bütün bu düzenlemelerle hükümetin, Avusturya’daki Müslüman topluluğun kontrolünü kesin olarak hedeflediğini belirten Vural, “Bu nedenle yasa tasarısı „açıkça ayrımcı olduğu için“ tarafımızdan reddedilmektedir” açıklamasını yaptı. Vural Avusturya İslam Yasası’nın bugünkü haliyle geçirilmesi durumunda ise, yasal işlemlerin İGGÖ tarafından başlatmanın önüne geçmeyeceğini de ifade etti.

Korona pandemisi ile gündemin meşgul edildiği bu günlerde gündeme yansımayan müslümanların hayatlarını kısıtlama konusunda yapılan çalışmalar devam etmekte. 

ÖVP & YEŞİLLER HÜKÜMETİ İYİ NİYETLİ DEĞİL

Avusturya'da mevcut hükümetin müslümanlar ile alakalı konularda malesef iyi niyetli olmadıkları aşikar. Neden iyi niyetl değil algısı oluşuyor derseniz biraz geçmişten hatırlatma yapalım.

- 100 yıldan eski İslam Yasasını değiştirerek Müslümanların hakları sınırlanmış oldu.

- İmamların vizeleri uzatılmadı.

- Kamuya açık yerlerde peçe kullanımı, ilkokullarda başörtüsü yasaklandı. (Daha sonra bu yasak Anayasa Mahkemesi kararı ile geri alındı.)

- Siyasal İslam ifadesi Müslümanlara baskı unsuru olarak kullanışlı hale getirildi. Bu kapsamda bazı müslümanların evlerine baskınlar yapıldı ve sonucunda birşey çıkmadı.

- Türkiye, İslam ve Müslüman karşıtlığı seçim malzemesi olarak kullanıldı.

- Terör ile İslam'ı yan yana gösterip Müslümanların Terör ile bağlarının olduğu imajı çizildi. 

- Korona salgınının yayılmasının Balkan ve Türkiye'ye izine gidip gelen kişilerden kaynaklandığını söyledi.

Ayrışma ve çatışmayı körüklüyor

"Siyasal İslam"la mücadele adı altında Avrupa'da Müslümanlara yönelik baskıların artmasına öncülük eden liderler iktidarda kalma ve oy oranlarını artırma hevesiyle attıkları adımlar, birlikte yaşamı zedelerken, milyonlarca Müslüman'ın da yaşadığı Avrupa'da ayrışma ve çatışmayı körüklüyor. 

Özellikle Türkler ve Müslümanların ülke ekonomisine ve gelişmesine katkıda bulunmalarını görmezden gelen hükümet umarız Müslümanlar üzerinde hakimiyet kurma ve kötü gösterme çabalarının gereksiz olduğunu anlar ve Avusturya için gerçek çalışmaların altına imza atarlar. 

selam ve dua ile

Volkan Meral