Günlük hayatta çoğu zaman fark etmeden sergilediğimiz bazı davranışlar vardır. Kendimizi anlatma isteği, haklı çıkma çabası, anlaşılmadığımızı düşünme hali… Bunlar masum görünebilir. Ancak uzmanlara göre bu tutumlar bir noktadan sonra narsistik eğilimlerin işareti olabilir.
Narsizm, yalnızca aşırı özgüven ya da kendini beğenmişlik değildir. Daha çok, kişinin kendini merkeze koyduğu, başkalarının duygularını ikinci plana ittiği ve çoğu zaman bunu fark etmeden yaptığı bir davranış biçimidir. İşin dikkat çekici yanı ise, bu özelliklerin büyük kısmının gündelik yaşamda normal kabul edilen alışkanlıklar gibi görünmesidir.
Fark edilmeden başlayan bir süreç
Uzmanlara göre narsistik eğilimler çoğu zaman yüksek sesle ortaya çıkmaz. Kimse açıkça “ben herkesten üstünüm” demez. Ancak konuşmaların sık sık kendine dönmesi, eleştirinin zor kabul edilmesi, takdir görmediğinde içten içe rahatsız olunması bu sürecin parçaları olabilir.
Birey, çevresindekileri dinlediğini düşünürken aslında anlaşılmak isteyen tek kişinin kendisi olduğunu fark etmeyebilir. Yardım ederken bile karşılığında bir onay beklemek, ilişkilerde dengeyi sessizce bozabilir.
Empati eksikliği çoğu zaman görünmez
Narsizmin en belirgin yönlerinden biri empatiyle kurduğu mesafedir. Ancak bu, her zaman soğukluk ya da duyarsızlık şeklinde ortaya çıkmaz. Bazen sadece “benim yaşadıklarım daha önemli” düşüncesiyle kendini gösterir.
Karşısındakini dinlerken kendi cevabını hazırlamak, başkasının başarısını küçümsemeden geçememek ya da destek verirken bile yönlendirme ihtiyacı hissetmek… Bunlar çoğu zaman sorgulanmaz.
Özgüvenle karıştırılan ince çizgi
Narsizm ile özgüven arasındaki fark, genellikle dışarıdan değil, içeriden hissedilir. Özgüvenli kişi başkasının varlığından rahatsız olmaz. Narsistik eğilimlerde ise başkalarının parlaması, açıklanması zor bir huzursuzluk yaratabilir.
Bu huzursuzluk çoğu zaman dile getirilmez. Hatta kişi kendini adil, anlayışlı ve fedakâr olarak tanımlayabilir. Ancak davranışların toplamı farklı bir tablo çizebilir.
Neden bu kadar yaygın?
Uzmanlar, günümüzde narsistik eğilimlerin daha sık görülmesini, sürekli görünür olma haliyle ilişkilendiriyor. Beğenilmek, fark edilmek ve onaylanmak artık gündelik hayatın doğal bir parçası. Bu durum, kişinin kendini ölçüsüzce merkeze almasını kolaylaştırabiliyor.
Sorun, bunun ne zaman başladığını fark edememek. Çünkü çoğu narsistik davranış, iyi niyetli gerekçelerle açıklanabiliyor.
Asıl soru şu
Narsizmle ilgili haberler genellikle “başkalarını” anlatır. Oysa uzmanlara göre asıl mesele, bu tanımı okuyan kişinin bir an durup şunu düşünmesidir:
Ben gerçekten dinliyor muyum, yoksa sadece sıramı mı bekliyorum?
Bu sorunun cevabı yüksek sesle verilmez. Ama tam da bu sessizlikte, narsizmin kendini en rahat hissettiği alan vardır.
