İnternette attığımız her adım, yaptığımız her paylaşım ve kullandığımız her uygulama arkamızda dijital izler bırakıyor. Uzmanlara göre bu izler artık insanların adeta ikinci bir bedeni haline geldi. Ancak bu "dijital ikiz", gerçek bedenimizin sahip olduğu korumalardan büyük ölçüde yoksun.
Viyana Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Barbara Prainsack, teknoloji şirketlerinin kişisel verilerden elde ettiği büyük kazançların daha adil paylaşılması gerektiğini savunuyor.
"Veriler İnsanlar İçindir"
Prainsack'a göre veriler petrol gibi doğal bir kaynak değil. Çünkü veriler insanların günlük yaşamları, tercihleri ve davranışları sonucunda ortaya çıkıyor.
Uzman isim, teknoloji şirketlerinin bu verileri işleyerek büyük gelirler elde ettiğini ancak toplumun bundan yeterince faydalanamadığını belirtiyor.
Prainsack, "Veriler öncelikle şirket kârları için değil, insanlar için kullanılmalı" görüşünü savunuyor.
Sosyal Medya ve Dijital Takip
Bugün kullanılan birçok uygulama ve sosyal medya platformu, kullanıcıların davranışlarını analiz ederek kişiye özel reklamlar gösteriyor.
Uzmanlara göre kullanıcılar farklı platformlarda takip edilerek ayrıntılı dijital profiller oluşturuluyor. Bu sistem sayesinde şirketler milyarlarca Euro gelir elde ediyor.
Teknoloji Devleri Daha Fazla Katkı Sağlamalı
Prainsack, büyük teknoloji şirketlerinin elde ettikleri kazançların bir bölümünü topluma geri vermesi gerektiğini düşünüyor.
Örneğin:
- Sağlık araştırmalarına destek verilmesi,
- Kamu kurumlarına finansman sağlanması,
- Anonimleştirilmiş verilerin bilimsel araştırmalara açılması,
gibi yöntemlerin değerlendirilebileceğini ifade ediyor.
"Dijital Dünyanın Kuralları Değişmeli"
Uzmanlara göre verilerin kullanımında sadece risklere değil, toplumun elde edeceği faydaya da odaklanılması gerekiyor.
Barbara Prainsack, gelecekte büyük veri kullanan şirketlerin elde ettikleri gelirlerden toplumun da pay alabileceği yeni düzenlemelerin gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Veri Mülkiyeti Tartışması
Prainsack'ın dikkat çektiği bir diğer konu ise kişisel verilerin mülkiyeti.
Mevcut sistemde veriler üzerinde doğrudan bir mülkiyet hakkı bulunmadığını belirten uzman, gelecekte verilerin toplumun ortak değeri olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
