İşgal altındaki Batı Şeria’da artan şiddet ve yerleşim faaliyetleri Birleşmiş Milletler’in gündeminde. UNRWA Batı Şeria Direktörü Roland Friedrich, Kontrast’a verdiği röportajda mevcut durumu “1967’de işgalin başlamasından bu yana muhtemelen en zor dönem” olarak nitelendirdi.
Günde ortalama 7 olay
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi OCHA’nın aktarılan verilerine göre, 2026 yılının başından temmuz sonuna kadar 1.380’den fazla yerleşimci olayı kayıtlara geçti. Bunlar, insanların yaralandığı veya mülklerin zarar gördüğü vakaları kapsıyor ve günlük ortalama yaklaşık 7 olaya karşılık geliyor. Ağustos sonuna kadarki BM verilerinde ise yerleşimci saldırılarıyla bağlantılı olarak 23 Filistinlinin hayatını kaybettiği ve 1.100’den fazla kişinin yaralandığı belirtiliyor.
Friedrich, İsrail ordusunun operasyonlarının da yoğunlaştığını ve askeri araçların daha fazla kullanıldığını ifade ediyor. Yerleşimci şiddetindeki artışın yanı sıra İsrail yerleşimlerinin genişlemesinin de hızlandığını söylüyor.
BM ve Uluslararası Adalet Divanı, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı değerlendiriyor. İsrail ise bu hukuki değerlendirmeye karşı çıkıyor.
UNRWA çalışanları da endişeli
Friedrich’e göre gelişmeler yalnızca Filistinli sivilleri değil, bölgede insani yardım sağlayan UNRWA personelini de etkiliyor. Bazı çalışanların ofisler, okullar ve sağlık merkezleri arasında hareket etmekten çekinir hale geldiğini belirten Friedrich, kontrol noktalarında UNRWA personeline yönelik muamelenin de sertleştiğini öne sürdü.
UNRWA, Batı Şeria’da yaklaşık 50 bin çocuğun eğitim gördüğü 90 okul ile 50 sağlık merkezi işletiyor. Kurum ayrıca 270 binden fazla kişiye sosyal, insani ve acil yardım sağladığını belirtiyor.
“Çocuklar için okul güvenli alan”
UNRWA’ya göre bölgedeki çatışma ortamında eğitim yalnızca derslerden ibaret değil. Friedrich, okulların çocuklara günlük yaşamlarında belirli ölçüde güvenlik ve normalleşme alanı sağladığını, psikolojik destek de sunduklarını belirtiyor.
UNRWA’ya yönelik okul içeriklerinde sorunlu veya radikalleştirici unsurlar bulunduğu yönündeki eleştiriler de röportajda gündeme geldi. Friedrich, kullanılan ders kitaplarının incelendiğini, BM ve UNESCO standartlarıyla uyuşmadığı değerlendirilen bazı içeriklerin öğretilmediğini veya uyarlandığını savundu.
