Vorarlberg’de 2025 yılında tarihin en yüksek SUV araç kaydı gerçekleşti. Ulaşım Kulübü Avusturya’nın vergi ve istatistik kurumunun verilerine dayandırdığı analizine göre, geçen yıl yeni tescil edilen otomobillerin yüzde 47’sinden fazlasını SUV modelleri oluşturdu. Bu oran, Vorarlberg’de neredeyse her iki yeni araçtan birinin SUV olduğu anlamına geliyor.
Toplamda 6 bin 748 SUV trafiğe çıkarken, bu sayı şimdiye kadar kaydedilen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Veriler, SUV araçlara olan ilginin yıllar içinde istikrarlı biçimde arttığını ortaya koyuyor.
SUV oranı her yıl yükseliyor
Resmî istatistiklere göre Vorarlberg’de SUV payı son 15 yılda dikkat çekici şekilde yükseldi.
2010 yılında yüzde 15 seviyesinde olan SUV oranı, 2015’te yüzde 22’ye, 2021’de yüzde 36’ya çıktı. 2025 yılı itibarıyla ise bu oran yüzde 47,4 ile zirveye ulaştı.
İlçelere göre dağılım
SUV kullanımında ilçeler arasında da belirgin farklar bulunuyor. En yüksek oran Bludenz ilçesinde kaydedilirken, en düşük SUV payı Dornbirn’de görüldü.
Bludenz: yüzde 54,9
Bregenz: yüzde 52,9
Feldkirch: yüzde 46,6
Dornbirn: yüzde 37,7
Hibrit SUV’ler öne çıkıyor
Yeni tescil edilen SUV’lerin önemli bir bölümü hibrit motorlara sahip. 2025’te kaydedilen SUV’lerin yüzde 45,7’si hibrit araçlardan oluştu. Bunların bir kısmı şarj edilebilir hibrit olurken, önemli bir bölümü klasik hibrit sistemle çalışıyor. Tam elektrikli SUV’lerin oranı ise yüzde 26’nın üzerinde.
Çevresel etkiler tartışma konusu
Ulaşım Kulübü Avusturya, SUV araçların çevre üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre SUV’ler, boyutları ve ağırlıkları nedeniyle daha fazla enerji tüketiyor, lastik aşınmasıyla mikroplastik salımını artırıyor ve özellikle şehir içi alanlarda daha fazla yer kaplıyor.
Kulüp ayrıca dizel araçlara yönelik vergi avantajlarının kaldırılmasını talep ediyor. Yapılan değerlendirmelere göre yeni dizel otomobiller, benzinli araçlara kıyasla ortalama yüzde 14 daha fazla karbon salımı gerçekleştiriyor.
Elektrikli SUV’lere de eleştiri
Ulaşım uzmanları, elektrikli SUV’lerin de ağırlıkları nedeniyle enerji tüketimini artırdığına dikkat çekerek, bu durumun yenilenebilir enerji hedeflerini zorlaştırabileceğini vurguluyor.
