Vorarlberg’de açık gençlik merkezlerinde görev yapan uzmanlar, uzun süredir görülmeyen ölçüde hızla artan bir yoksulluk ve beslenme sorunu ile karşı karşıya. Merkezlere gelen gençlerin önemli bir bölümünün düzenli yemek yiyemediği, hatta aç karna geldiği artık somut bir gerçek olarak görülüyor.
KOJE Açık Gençlik Çalışması ve Gelişim Kurumu’nun yöneticisi Thomas Dietrich, yaptığı açıklamada tabloyu şöyle özetliyor:
“Gençlik merkezlerinin yarısı son yıllarda durumun belirgin şekilde kötüleştiğini bildiriyor. Üçte ikisi ise haftalık, hatta günlük olarak aç kalan gençlerle karşılaşıyor.”
Dietrich, bu durumu ailelerin artan mali baskısına bağlıyor:
“Aileler üzerindeki yük büyüyor ve bunun sonuçlarını en çok gençler hissediyor.”
Sıcak yemek artık lüks oldu
Vorarlberg’deki gençlik merkezleri, gençlerin büyük bölümünün evde sıcak yemek yemediğini, hatta bazılarının gün içinde hiçbir şey tüketmeden merkeze geldiğini aktarıyor. Dietrich’e göre gençlerin yaklaşık yarısı evde sıcak yemek bulamıyor.
Bu durumun nedeni ise tek bir başlıkla açıklanmıyor.
Uzmanlara göre:
- Bazı ailelerde ebeveynlerin uzun çalışma saatleri yemek düzenini bozuyor.
- Bazı gençler ailenin iç yapısından uzaklaşıyor, evde ortak zaman kalmıyor.
- Ekonomik baskılar nedeniyle gıda alışkanlıkları tamamen değişiyor.
- Dietrich, durumu yorumlarken “Biz bu durumları yargılamıyoruz, yalnızca gençlerin iyi olması için çalışıyoruz” diyor.
Dornbirn örneği: Birlikte alışveriş, birlikte yemek
Açık gençlik kurumları, artan açlık sorununa karşı aktif adımlar atmaya başlamış durumda. Dornbirn’de her cuma günü gençlerle birlikte alışverişe çıkılıyor ve ardından merkezde yemek hazırlanıyor.
Açık Gençlik Dornbirn çalışanı Alice Rist, bu uygulamanın gençlerde büyük ilgi gördüğünü söylüyor:
“Birçok genç gönüllü şekilde mutfağa katılıyor. Fakat çoğu artık taze yemek hazırlamaya, kendi başına alışveriş yapmaya veya malzemeleri hesaplamaya alışkın değil.”
Gençler, bu etkinlikte yalnızca yemek yapmayı değil, sosyal bağ kurmayı da öğreniyor.
Sosyal destek alanında staj yapan Angelina Schatz’a göre bu süreç, düzenli bir yaşam için önemli bir adım:
“Yemek hazırlamak bağımsızlığın temel parçasıdır. Birlikte öğreniyoruz, birlikte keyif alıyoruz.”
Yemek bir besin ihtiyacından daha fazlası
Uzmanlar, beslenme sorununu yalnızca mideyi doldurmak olarak görmüyor. Thomas Dietrich’e göre birlikte yemek:
- Sosyal bağ kuruyor
- Güven duygusu yaratıyor
- Gençlerin kendilerini topluluğun bir parçası hissetmesini sağlıyor
- Günümüz gençlerinde yaygın olan beden kaygıları ve rol baskılarını hafifletiyor
Dietrich, “Birlikte üretiyoruz, birlikte oturup sohbet ederek yiyoruz. Bu deneyim gençlerde gerçek bir sosyal aidiyet duygusu oluşturuyor.” diyor.
