İngiltere’de Londra Hijyen Tıp Okulu tarafından yapılan bir araştırmada, sosyal medyada ve online platformlarda dolanan yanlış bilgilerin insanların corona virüs aşısı olma eğilimlerini nasıl etkilediği analiz edildi. Bununla birlikte internetteki yanlış bilgilere karşı savunmasız durumda olan ve aşıyı reddetme eğilimindeki sosyo-ekonomik grupların belirlenmesi hedeflendi.  

8 BİN KİŞİ DEĞERLENDİRİLDİ

Çalışmada, ABD ve İngiltere’den 6 bin katılımcıya, Haziran ve Ağustos ayları arasında, doğru bilgiler ile birlikte sosyal medyada geniş çapta dolaşan yanlış bilgiler gösterildi. Kalan 2 bin kişiye ise randomize olarak geliştirilen Covid-19 aşıları ile ilgili sadece doğru bilgiler gösterildi.

Sonuçlarda, internetteki bilgi kirliliğinin, aşı olmayı reddeden insanları önemli ölçüde engelleyebileceği ortada konuldu.

BİLGİ KİRLİLİĞİ AŞININ REDDİNDE ARTIŞA YOL AÇTI

Yanlış bilgilere maruz kalmadan önce, çalışmaya katılan İngiliz katılımcıların yüzde 54'ü, ABD’de ise yüzde 41,2’si kesinlikle aşı olacağını belirtti. Ancak online ortamda bilgi kirliliğine maruz kaldıktan sonra bu oran sırasıyle yüzde 6,4 ve yüzde 2,4 düştü.

SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞININ OLUŞMASI İÇİN NÜFUSUN EN AZ YÜZDE 55'İNİN AŞI OLMASI GEREKİYOR

Bununla birlikte bilim insanları, aşı ile bir toplumda sürü bağışıklığı sağlanmasının için en az nüfusun yüzde 55’inin aşılanması gerektirdiği belirtti. Yaşlı nüfusun fazla olduğu ülkelerde ise oranın yüzde 80’e çıkabileceği belirtiliyor. Ancak, sonuçlar hali hazırda iki ülkede de yeterli aşılanma sayısının yakalanamayacağını gösterdi. Yeni çalışmayı yürüten araştırmacılar, bulgularının  İngiltere ve ABD'deki yanlış bilgilerin olumsuz etkilerini azaltmak için hayati bir önem taşıdığını vurguluyor.

Diğer taraftan araştırmada, ABD'de Demokratların aşıyı reddetme olasılıklarının Cumhuriyetçilere göre daha düşükken, İngiltere’de dört büyük partiden herhangi birine üye olmayanların aşıyı reddetme olasılığının çok daha yüksek olduğu belirtildi. 

ABD'deki birçok grubun corona virüs aşısı hakkında yanlış bilgilerine karşı savunmasız olduğunu belirten araştırmacılar, özellikle  35 yaş  üstündeki katılımcıların, yanlış bilgilere maruz kaldıktan sonra aşıyı, maruziyetten öncesine kıyasla önemli ölçüde daha fazla reddettiğini ifade etti.  İngiltere'de ise yanlış bilginin aşılama niyeti üzerindeki etkisinin sosyo-ekonomik ve demografik gruplar arasında hiçbir fark olmadığı görüldü.

KADINLAR, BEYAZ OLMAYANLAR VE DÜŞÜK GELİRLİLERİN AŞIYI REDDETME EĞİLİMİ DAHA FAZLA

Makalede ayrıca 'Her iki ülkede de, lisansüstü derecelerin altında en yüksek eğitim seviyesine sahip bireyler, düşük gelir grupları ve beyaz olmayanların corona virüs aşısını reddetme olasılıkları daha yüksektir. Kadınların da aşıyı  reddetme olasılığı erkeklerden daha fazladır. Bununla birlikte, her iki ülkede de artan sayıda daha fazla katılımcı, ailesini , arkadaşlarını  veya risk altındaki grupları korumak anlamına geliyorsa bir aşıyı kabul edeceğini belirtti” denildi.

"AŞININ BULUNMASI BİR ŞEY İFADE ETMEYECEK"

Çalışmanın yöneticisi Profesör Heidi Larson,  “Covid-19 aşıları, bu pandemiyi sona erdirmek ve hayatlarımızı normale döndürmek için çok önemli olacak. Bununla birlikte, aşılar yalnızca insanlar onları kullanırsa işe yarar. Dezanformasyon, yeni aşıların yanı sıra genel halk sağlığı için gerekli olan sosyal mesafe ve maske gibi tedbirlerin uygulanmasını da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle internetteki bilgi kirliliğine karşı savaş açılmalı ve politikacılar çift yönlü bir iletişim kullanarak onların endişelerini gidermeli. Aksi takdirde nüfusun büyük bir ksımı reddettiği için aşıların bulunması bir şey ifade etmeyecek” ifadelerini kullandı.