Vorarlberg'de faaliyet gösteren Türk kadın dernekleri Avusturya Entegrasyon ve Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz'un ''başörtüsü yasağı önerisi'' ile ilgili açıklama yaptı.

Bakan Kurz'un gündeme getirdiği ''başörtüsü yasağı önerisi'' her kesimden büyük tepki görürken, Vorarlberg'de faaliyet gösteren Türk kadın dernekleri de birer açıklama yaptı.

Vorarlberg'de faaliyet gösteren NBZ Kadın Kolları ve BASİS Kadın ve Aile Derneği de yasak önerisi ile ilgili birer açıklama yaparak konuya dahil oldular.

Konu ile ilgili Facebook sayfasından açıklama yapan NBZ Kadın Kolları'nın açıklamasının tam metni;

Başörtüsü takan kadınlara; meslek yapma, okuma, cahil kal, evden çıkma mı demek istemiş Sebastian Kurz?

Kadın özgür doğar ve erkeklerle eşit haklara sahip olarak yaşar.

26 Şubat 2015 tarihide Sayın Kurz'un dediklerini hatırlıyalım; "Bana göre islam Avusturya'ya aittir".. .

"Avusturya 1912 tarihinde İslamı tanıyarak "Müslümanları yok sayamayız" demiştir... 

Sayın Kurz, bu söyledikleriniz arasından iki yıl bile dolmadan, 90 derece birden dönmenize, erken seçim etken olarak gösterilse de, kadınlar kimsenin seçim öncesi malzemesi değildir!

İslam'dan, başörtüsüne sarf ettiğiniz kelimelerin hepsi, biz kadınları aşağılar. Hiç kimse bizlerin ne giyeceğimize/giymeyeceğimize, ne süreceğimize/sürmeyeceğimize veya hangi partiye oy atacağımıza/atmayacağımıza karışamaz, özgürlük budur.

İster kadın olarak başörtüsü takar, isterse şapka ile, isterse de rengarenk gökkuşağı renklerine boyattığı saçıyla gezer!

Kadınlar da insandır dolayısıyla, insan olmaktan kaynaklanan doğal haklara yani insan haklarına kadınlar da sahiptir.

Kadınların insan olmaktan dolayı sahip olduğu hakların, toplum ve yasalar tarafından kabul edilmesi için çok uzun ve zorlu mücadeleler verildi.

Bu mücadele de Avrupa da özgür ve laik bir ülke olarak gördüğümüz Avusturya da pembe saçıyla öğretmen olabilen de bir kadın, başörtüsü takan da bir kadındır..

2017'de söylediklerinizin, İslam ve kadınların başörtüsü kullanması ile sarf ettikleriniz kabul edilemezdir.

Bu tür söylemlerle yaptığınız görev kesişmektedir... 

Unutmayın ki, çocukları kadınlar yetiştirir. Kendini geliştirmesine engel olacağınız kadınlardan, geleceği nasıl yetiştirmesini beklemektesiniz? 

Avusturya'da bir kadın olarak korkusuzca gece tek başına yürüyebilmek çok önemlidir. Bu çağdaş ve gelişmiş, eğitimin ne kadar önemli olduğunu, özgür bir ülke olduğunu ispatlar...

Sizin bu söylemleriniz başörtülü kadınlarımızı hedef göstermektedir. Başörtüsü takan kadınlara evden çıkmayın demektir !

İnsan ırkının yarısının diğer yarısı tarafından özgür ve laik devlet yönetiminde her türlü yasaklar, bizleri/sizleri ileri değil; geri götürmektedir ! 

Başörtüsü takan kadınlarımızın mesleklerini uygulayamaması, evlerinizden dışarı çıkmayın, okumayın, cahil kalın demektir.

Kadınların hayata dair katılımdan uzak tutulması, soyut ilkeler açısından bakıldığında açıklanması imkânsız bir olgudur.

Anayasal bir ülkede anayasa mahkemesinin görevi, yeni hak mahrumiyetleri oluşturmak değil, bilakis yasama organından gelebilecek hak ve özgürlüklerin aleyhindeki düzenlemerin önüne set çekmektir. Bu anlamda Anayasa Mahkemesi yorumlarında kısıtlayıcı değil özgürlükçü olmalıdır.

NBZ Kadın Kolları

BASİS KADIN VE AİLE DERNEĞİ'NDEN DE AÇIKLAMA 

Basis Derneği de ''başörtüsü yasağı önerisi'' ile ilgili Almanca ve Türkçe olarak bir açıklama yayınladı.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan BASİS Kadın ve Aile Derneği'nin Başkan İsminaz Başar imzası ile yayınladığı açıklamanın tam metni;

Bugüne dek BASİS Kadın ve Aile Derneği olarak kendimizi bilinçli olarak politikadan uzak tuttuk. Fakat Avusturya'da çıkarılması istenilen başörtü yasağı bizi birebir ilgilendirdiğinden, dernek başkanı sıfatımla derneğimiz adına bir açıklama yapmak istiyorum.

Son günlerde Dışişleri ve Uyum Bakanı Sayın Sebastian Kurz'un, kamu alanlarında başörtü takma yasağı ile ilgili yaptığı açıklama tartışılıyor. Bu açıklama, toplumu ikiye bölmüş durumda. Biz kadınlar hakkında, bize düşüncemiz sorulmadan oraya veya buraya istenildiği gibi taşınabilen bir mobilyaymışızcasına karar veriliyor.

Sayın Kurz'un bu fikrine katılan şahıslar ve politikacılar bir şeyi unutuyorlar veya görmezden geliyorlar. Biz, başörtü kullanan Avusturya’lı müslüman bayanlar, artık bu toplumun bir parçası olduk. Eğitim alanında örnek olmak çok önemli. Ben anaokulunda yardımcı pedagog olarak görev yapıyorum ve geçen yıllarda yaşadığım bu konuyla ilgili sayısız pozitif örneklerim var. Veliler yaptığım işe ve kişiliğime daygı duyuyorlar, ben de onlara tek tek değer veriyorum. Çocuklar beni görünce sevinç çığlıkları atıyor , bana sarılıyor, ben de aynı sevinci onları görünce yaşıyorum. İşimi yaparken ve iş arkadaşlarımla birlikteyken ''farklı'' olduğumu hiç hissetmiyorum.

Hristiyan bir annenin bana üç yıl önceki itirafı: ''Senin, oğlumun grubunda çalışman beni çok sevindirdi. Ninesi oğluma, içinde başörtüsü takan bir cadının geçtiği resimli bir hikaye kitabı okudu. O günden beri oğlum sokakta gördüğü tüm başörtülü kadınları gösterip cadı diye bağırıyor. Çok utanıyorum. Her seferinde hemen müdahale ediyorum ama onu bundan vazgeçiremiyorum. Şimdi seninle vakit geçirdikçe başörtülü kadınların da normal insan olduğunu anlayacaktır.''

Dernek olarak, başörtü yasağının toplumda ötekileşmeye sebeb olacağı ve birlikte yaşamaya negatif etki edeceğini düşünüyoruz. Biz, toplumun her kesiminin birbirine anlayış ve saygıyla yaklaşmasından yanayız. Birlikte yaşadığımız insanların kişisel sınırlarına saygı duymalıyız. Başörtü yasağı, zaten ''bastırılmış kişiliklerin'' düşünce, değer ve hislerini hiçe sanmaktır. Böyle bir yasak, dışlamaktır ve demokrasilerde yeri yoktur. Başkalarına zarar vermediği ve kötüye kullanılmadığı sürece insanların elinden kıyafet özgürlüğü alınamaz. Başörtüsü, kamu alanlarında yapılan işi engellemez, aksine farklılık katar, renk katar. İnsanlar, bildikleri ve tanıdık olan hiç bir şeyden korkmazlar. Sayın uyum bakanımızdan başörtülü kadınları toplumdan soyutlamak yerine, onlara kendini tanıtma, ifade etme fırsatı vermesini ve onlara destek olmasını isteriz. Bunun, toplum huzuru açısından bir rahatlama getireceği kanısındayız. Bilhassa içinde bulunduğumuz bu zor dönemde, dünyanın karmakarışık olduğu bir zamanda, daha fazla birlik beraberlik olması gerektiğini düşünüyoruz.

Son olarak küçük bir bilgi verelim: Başörtüsü kullanan kadınlar sembol olduğu için değil, dininin bir farzı olduğuna inandığı için başlarını kapatıyorlar. Boyunda kolye olarak taşınan hristiyanlığın haçı, islamiyetin hilali, yahudilerin yıldızı ve alevilerin kılıcı dini bir sembol olarak tanımlanabilir ve bunların iş yerinde çıkartılması istenilebilir. Ama başörtüsü kesinlikle bu tür sembollerle aynı görülemez.

Yaşanılabilir ve huzur dolu bir dünya olması dileğiyle…

Saygılarımla...

İsminaz Başar
BASİS Kadın ve Aile Derneği Başkanı

 

 

 

 

 

Copyright ©  www.havadis.at. Tüm Hakları Saklıdır. Havadis.at yayımladığı haber, fotoğraf ve görüntü ile internet ve wap için oluşturduğu her türlü bilgi, havadis.at yönetiminin izini olmadan hiçbir şekilde kullanılamaz.