Geçen 17 sene içerisinde kundaklamanın faili Neonaziler cezalarını çekip serbest kalmış olsalar da Mölln faciasının açtığı yaralar bugün hala ilk günkü gibi taze. Mölln, Almanya’daki ırkçı caniliğin boyutlarını gözler önüne seren en acı olaylardan biri olmakla birlikte, geçen süre içerisinde ne yazık ki bu faciadan gerekli derslerin alınmadığını görmekteyiz. Mölln’ün ardından Solingen olayı, NSU cinayetleri ve diğer aşırı sağcı şiddet eylemleri, Almanya’da aşırı sağla mücadele konusunda köklü bir paradigma değişikliğini zorunlu kılmaktadır.

Bugün Almanya’da olağanüstü sıklıkta gerçekleşen cami saldırıları ve başörtülü kadınlara yönelik saldırıların gölgesinde ırkçı şiddetle etkili bir şekilde mücadele edilmelidir. Irkçı şiddeti ayakta tutan söylemin, ana akım siyasete kadar sirayet etmesi engellenmelidir. Bu kapsamda Almanya’da, aşırı sağla mücadele konusunda çok geniş ve aktif bir sivil toplum, umut vericidir. Irkçı şiddetin kurbanlarını anmak, aynı zamanda bu tarz bir caniliğin tekrar yaşanmaması adına gerekli toplumsal atmosferin de peşinden koşmayı zorunlu kılar.

Mölln faciasının 27. yıl dönümünde kaybettiğimiz 3 yurttaşımızı rahmetle anıyor, yakınlarına bir kez daha sabır ve başsağlığı diliyorum.”