Bağımsız Milletvekili Martha Bissmann, mecliste kabul edilen ilkokul çocuklarına yönelik başörtüsü yasağı başta olmak üzere, aşırı sağcı hükümetin çöküşü ve Avusturya siyasetinde yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalar yaptı. Bissmann, ülkede yaklaşık iki hafta önce meclis genel kurulunda kabul edilen başörtüsü yasağının yalnız Müslüman kız çocuklarına yönelik çıkarıldığına dikkati çekerek, "Mecliste söz alarak, başörtüsünün herhangi bir tehlike unsuru olmadığını, yasağın liberal, özgürlükçü anayasamızdaki din özgürlüğü ile çeliştiğini anlatmaya çalıştım. FPÖ, başörtüsünü Avusturya gibi bir Hıristiyan ülke için tehlike gibi göstermeye çalıştı. FPÖ uzun yıllardır ülkede korkuyu yaygınlaştırarak oy devşiriyor. Özellikle Müslümanları, başörtülü insanları hedef gösteriyor" görüşünü paylaştı.

BAŞÖRTÜLÜLERE HAKARET VE SALDIRI

Bissmann, aşırı sağcı zihniyetin Müslümanları hedef alarak toplumu kutuplaştırdığına dikkati çekerek şunları söyledi: "Müslümanlara ya da farklı azınlıklara yönelik ayrımcılık toplumumuzdaki sosyal barışı tehdit ediyor. Avusturya'da başörtüsü, Müslümanlar ya da İslam tehlike oluşturmuyor asıl tehdit bu bölücü yaklaşım tarzıdır. Bu ayrıştırıcı siyaset nedeniyle başörtülü insanlar ayrımcılığa, ırkçılığa hakaretlere ve saldırılara maruz kalıyor. Bu olaylar aşırı sağcı hükümetin iktidarda olduğu son 17 aylık zaman zarfında daha da arttı."

VATANSERVERLER ÜLKEYİ RUSLARA PAZARLAMAZ

Bissmann, aşırı sağcı koalisyonun iktidarda olduğu son 17 ayda toplumun genelini ilgilendiren, özellikle çalışan ve gelir seviyesi düşük insanlara yönelik kısıtlamaları içeren birçok düzenlemenin ardından hükümete yönelik eleştirileri örtbas etmek için başörtüsü yasağınıgündeme taşıyarak kamuoyunu farklı yönlere kanalize ettiğini vurguladı.

Yıllardır "vatan sevgisi, vatanperverlik" gibi söylemleri sahiplenen aşırı sağın, İspanya'nın İbizaAdası'nda çekilen görüntülerle maskesinin düştüğünü de belirten Bissmann, "Ülkenin en büyük gazetesini, çeşitli devlet ihalelerini, suyunu Rus yatırımcılara pazarlamayı aklından geçiren bir siyasetçi ya da siyasi partinin, vatanperverlikle uzaktan yakından alakası olamaz" dedi.

'İbiza skandalı'nın Avrupa'da henüz tam anlamıyla karşılık bulmadığına dikkati çeken Martha Bissmann, "Ama artık aşırı sağcı partilerle koalisyon kurmanın nasıl olumsuz sonuçlar doğuracağını çok daha fazla düşünmek zorunda kalacaklar" yorumunda bulundu.